Tevrat, Zebur ve İncil Değiştirildi mi?

Cevapla
alevi99
Üye
Üye
Mesajlar: 206
Kayıt: 20 Ağu 2011, 11:50

Tevrat, Zebur ve İncil Değiştirildi mi?

Mesaj gönderen alevi99 » 15 Şub 2012, 17:31

Allah her şeye kadir mi?
Allah’a iman etmeyenler için O’nun mukaddes kitaplarının değiştirilebileceğine, hatta yok edilebileciğine inanmak belki zor değildir. Fakat hem ‘Allah’a inanıyorum’hem ‘Tevrat, Zebur ve İncil değiştirildi’ diyenler, aşılamaz bazı mantık sorularıyla karşı karşıyadırlar:
Hıristiyanların ve Müslümanların inanışına göre Allah her şeye kadirdir.
Allah merhametlidir, mukaddes kitaplarını insanlara doğru yolu göstermek için vahyeder.
Fakat eğer Tevrat, Zebur ve İncil değiştirilebilirse, şu iki sonuçtan birini kabul etmek zorundayız:
Allah, kitaplarının yok edilmesini önlemeye (haşa) acizdir (ve böylece gerçekten her şeye kadir olamaz). Yahut,
Allah insanlara doğru yolu göstermeye yalnız ara sıra önem verir; şöyle ki, O’nun kitapları değiştirilir ve böylece insanlar doğru yoldan saparlarsa, O pek ilgilenmez, başka bir deyimle merhametsizdir (gene haşa!).
Allah bu tür iftiralardan uzaktır! Allah’ın sözleri yok olursa, o devir insanlarının doğru yolda yürümesi imkansızdır. Tarihten biliniyor ki Tevrat M.Ö. 15. yüzyılda, Zebur (Mezmurlar) M.Ö 10 yüzyılda, Eski Ahit (Eski Antlaşma) peygamberlerin son kitabı (Malaki) M.Ö 5. yüzyılda, İncil (Yeni Antlaşma) M.S. 1. yüzyılda vahyedilmiştir.
Eğer bu kitapların metni değiştirilmiş ya da vahyedilmesinden sonra tümüyle kaybolmuşsa ve tek geçerli kitap Kur’an ise, çok kısa aralıklar hariç 2000 yıla aşkın bir müddet boyunca insanlar manevi karanlık içinde kalmış demektir. Allah, vahiylerini bir iki asır bile tahriften koruyamamış olsaydı, ne kadar aciz ya da merhametsiz bir Varlık olurdu!

Tevrat, Zebur ve İncil birbirlerini tasdik etmektedirler.
Tevrat, Zebur ve İncil birbirlerini tasdik eder, Allah’ın Sözü’nün değiştirilemeyeceğini açıkça belirtirler. İşte birkaç örnek: “Ot kurur, çiçek solar: fakat Allah’ımızın sözü ebediyen durur” (Peygamberlerin kitaplarından, Yeşaya 40:9) “Gök ve yer ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa’dan (Tevrat’tan) en küçük bir harf ya da bir nokta bile eksilmeyecektir” (İncil, Matta 5:18). (İsa dedi ki), ‘Gök ve yer ortadan kalacak, benim sözlerim ise asla ortadan kalkmayacaktır’(İncil, Markos 13:31). (İsa havarilerine dedi ki), “Baba’nın (Allah’ın) Benim adımla göndereceği Yardımcı, Kutsal Ruh (Ruhül-Kudüs), size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacaktır” (İncil, Yuhanna 14:26). (Havari Pavlus, kendinden ve diğer havarilerden söz ederken dedi ki), “(Kutsal) Ruh’u alanlara ruhsal gerçekleri açıklarken, Tanrı’nın lütfettiklerini insan bilgeliğinin öğrettiği sözleri değil, (Kutsal) Ruh’un öğrettiği sözlerle bildiririz” (İncil, 1 Korintliler 2:13).

Milattan önce yaşayan peygamberlerin ve M.S. 1 asırda yaşayan havarilerin sözleri, yaptıkları mucizeler ve bulundukları şaşılacak kehanetlerin yerine gelmesiyle doğrulanmıştır. 20. asırda yaşayan biz Mesih İnanlıları da Kutsal Kitab’I (Tevrat, Zebur ve İncil) şahsi tecrübemizle doğrularız. Çünkü Kutsal Kitap sayesinde tek kurtuluş yolunu öğrendik ve Allah’a yaraşır, temiz, ümit dolu ve sevinçli bir hayat yaşamaya başladık. Kur’an’da İncil’in değiştirildiğini belirten hiçbir ayet yoktur!

Kuran’ın bu konuda öğrettikleri.
Yukarıda gördüğümüz gibi, Tevrat, Zebur ve İncil’e göre Allah’ın Sözü değiştirilemez. Kur’an’da İncil’in değiştirildiğini belirten hiçbir ayet yoktur! Gerçi Yahudiler Tevrat’ı sözlü olarak tahrif etmekle (yani, Tevrat ayetlerini yanlış yorumlamak ya de yanlış aktarmakla) suçlanıyor, ama Tevrat metninin asla değişmediği ve değişemeyeceği açıkça belirtilmiştir: “Süphesiz ki, Tevrat’ı biz indirdik (Allah indirdi). Onda hidayet ve nur vardır” (Sure 5:44) (Dikkat: Kur’an ‘vardı’ değil, ‘vardır’diyor; yani Tevrat’ın hala nur ve hidayet kaynağı olduğunu açıkça kabul ediyor).

“…içinde nurla hidayet bulunan ve önündeki Tevrat’I tasdik eden İncil’I verdik”(Sure 5:46). Ayrıca Sure 3:3, 5:68-70, 6:91’e bakınız. Kura’an’a gore müminlerin Tevrat, Zebur ve İncil’e inanması şarttır: “Biz Allah’a, …Musa’ya ve İsa’ya verilenlere ve bütün peygamberlere Rab’leri tarafından verilen kitaplara iman ettik. Onların hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz.” (Sure 2:136, Ayrıca Sure 2:285, 4:136, 29:46’ya bakınız.). Bu ayetten anlaşılıyor ki, Hz. Muhammed bile Kur’an’ı Tevrat, Zebur ve İncil’den üstün saymadı! Kur’an, önündeki Tevrat ve İncil’i (geçersiz kılmak değil), tasdik etmek için indirildiğini defalarca belirtiyor (Sure 10:37, 35:31, 46:12’ye bakınız). İncil ile Tevrat’ın aslı Muhamed’in zamanında kaybolmamıştı. Bunu şu ayetlerden anlıyoruz: “Ey Resul’üm (Muhammed), eğer sana indirdiğimiz kıssa ve haberlerden bilfarz şüphe edecek olursan, senden evvel kitap (Tevrat ve İncil) okuyanlara sor” (Sure 10:94).

"Sen (ey Muhammed) onlara (Yahudilere), 'Eğer sadık iseniz, Tevrat'ı getirin de onu okuyun" (Sure 3:93. Ayrıca Sure 3:70-71, 21:7, 4:47, 2:41, 7:169 ve 29:46'ya bkz.).

Bu Kur'an ayetlerinden anlaşılıyor ki, Tevrat ve İncil Muhammed'in zamanında bozulmamış durumdaydı. Aksi halde, Allah Muhammed'e "bir şüphen varsa, senden önce kitap okuyanlara sor" demezdi. Tanrı, Muhammed'in tahrif edilmiş bir kitaba müracaat etmesini nasıl ister?

Tevrat, Zebur ve İncil'in aslı Allahın Sözü değil miydi? Peki, Kur'an'da Allah'ın Sözü hakkında ne yazıldığına bakalım: "Allah'ın sözlerini değiştirebilecek hiçbir kuvvet yoktur"(Sure 6:34).

"Allah'ın sözlerinde asla bir değişme yoktur" (Sure 10:64). Kur'an'a göre Muhammed önceki kitapları tasdik etmek ve korumak için gönderildi (Sure 5:51). Fakat eğer Tevrat ve İncil değiştirilmişse, Muhammed bunları koruyamamış demektir.

şimdi, sevgili okuyucu, şu iki sonuçtan birini seçmek durumundasın: 1) Ya Allah'ın Sözü (Tevrat, Zebur ve İncil hakkındaki Kur'an ayetleri yanlıştır. 2) Ya da Tevrat, Zebur ve İncil gerçekten değişmemiştir ve böylece her Müslüman onların tüm hükümlerini kabul etmek zorundadır. Kur'an önyargısız okuyan herkes bu ikinci seçeneği tercih eder. Nitekim Ebül-Fazl es-Saudi ve Ebül-Beka Salih el-Caferi gibi en eski ve en saygın Müslüman müfessirler (Kur'an yorumcuları) Hıristiyanların kullandığı Tevrat, Zebur ve İncil'i olduğu gibi kabul etmişlerdir.

Tarihi ve arkeolojik deliller.
Allah'ın kutsal kitaplarını koruma gücünden şüphelenenler için Tevrat, Zebur ve İncil'in değişmediğine dair başka bir sürü kanıt vardır. Ortadoğu'da, bilhassa Mısır kumlarının altında binlerce yıl saklı kalan çok sayıda Kutsal Kitap nüshası keşfedilmiştir. Mesela, 1947 yılında bir Müslüman çoban Filistin'de Lut gölü yakınlarında bulunan bir mağarada 500'den fazla eski el yazmasına rastlamıştır. Bunlardan 100 kadarı M.Ö. 2.yüzyıla ait Tevrat ve Zebur'un çeşitli kısımlarının nüshalarıdır. İngiltere'de Manchester John Rylands Kütüphanesinde muhafaza edilen bu nüshaların metni bugünkü Tevrat ve Zebur'un metninden farksızdır.

M.Ö. 5.yüzyılda Yahudilikten ayrılan Samiriyeliler mezhebi, o zamandan bu yana Yahudilerden tamamen bağımsız olarak Tevrat'ın ilk beş kısmını (Tekvin, Çıkış, Levililer, Sayılar ve Tesniye) okuyorlar. Onların ve Yahudilerle Hıristiyanların Tevrat metinleri aynıdır.

Tevrat ve Zebur'un aslı İbrani dilindedir. Bunun yanısıra Tevrat'la Zebur'un çok eski çevirileri (Mesela, M.Ö. 3.yüzyılda yapılan Grekçe ve M.S. 4. yüzyılda yapılan Latince ve Süryanice çevirileri) mevcuttur. Bazı çeviri hataları hariç, bu çeviriler asıl İbranice metinden farksızdır. Durum, M.S. 1. yüzyılda vahyedilen İncil için de aynıdır. İncil'in aslı Grek dilindedir. İncil'in bazı kısımlarını ihtiva eden ve M.S. 2 yüzyıla ait olan birkaç Grekçe el yazması mevcuttur. Mesela, John Rylands kütüphanesinde İncil'in Yuhanna kısmının bir bölümünü ihtiva eden, M.S. 130 yılına ait bir el yazması vardır. Muhammed'in zamanından önce yazılan, M.S. 3, 4, 5, ve 6 yüzyıla ait yüzlerce İncil nüshası Batı müzelerinde korunmaktadır.

Bundan başka, M.S. 90 yıllarında Roma'daki Mesih İnanlılarının önderi Klement, M.S. 110 yıllarında ölen İgnatyus, Polikarp (M.S. 70-156), Yustin (M.S. 100-163), İreneyus (M.S. 130-200) ve başka birçok eski Mesih İnanlısı bilginin hala mevcut olan eserlerinde İncil'in hemen hemen her ayeti aktarılmıştır. Ayrıca İncil'ín M.S. ilk altı yüzyılda (yani, Muhammed'in zamanında önce) yapılan ve hala mevcut olan Latince, Süryanice, Kıptice, Ermenice, Gotça ve Gürcüce çevirileri vardır. Çeviri hataları hariç, bunların hepsi asıl Grekçe İncil'den farksızdır.

Elbette Musa peygamberin imzasını taşıyan bir Tevrat olmadığı gibi, havarilerin imzasını taşıyan bir İncil de yoktur. Bunların binlerce yıl korunup günümüze kadar gelmesini beklemek insafsızlık olur. Ve unutmayalım ki, Kur'an'ın durumu Tevrat ve İncil'inkinden daha iyi sayılamaz. Muhammed'in mührünü taşıyan bir Kur'an nüshası yoktur. Üstelik eski Müslüman bilginlere gore (1) Muhammed’in döneminde Kur’an birbirlerinden oldukça değişik yedi şekilde mevcuttu. Halife Osman, birbirlerini tutmayan bu Kur’an nüshalarından bir tek metin oluşturduktan sonra bunun dışında kalan her Kur’an nüshasını yaktırmıştır (2). Eski müslüman kaynaklarına göre, asıl Kur’an’da bulunan ama Osman’ın derlemesinde (yani, bugünkü Kur’an metninde) bulunan 3 sure vardır, bazı ayetler de değiştirilmiştir (3). Sahih bir hadise göre (4), Muhammed’in ölümünden kısa bir sure sonra karısı Ayşe’nin yatağının altında saklanmış olan uzun bir Kur’an suresinin tek nüshasını bir evcil hayvan yemiştir!

Bu konuda sahih sayılan en ilginç hadislerden biri ise Müslim’in, Halife Ömer’in rivayetine dayanarak anlattığı şu hadistir: “Allah, Muhammed’e Kur’an’I indirdi ve recim (taşla öldürme) ayeti Allahuteala’nın indirdiği ayetler arasındaydı. Rasulullah (Muhammed) taşladı, ardından biz de taşladık ve Allah’ın kitabında zina yapanın cezası taşlanmaktır. Recim ayeti şöyle yazılıydı: “Yaşlı erkek ve yaşlı kadın zina etmişse, onları mutlaka taşlayın”. Recim ayeti ise ortadan kaybolmuştur ve artık Kur’an’ın hiçbir yerinde bulunmuyor! Üstelik İslam şeriatinin hakim olduğu Ülkelerde hala uygulanan recim (taşla öldürme) cezası, ortadan kaybolmuş bu Kur’an ayetine dayanmaktadır! (5) şunu önemle belirtmek isterim ki, bu bilgiler Hıristiyanların yazılarından değil, seçkin Müslüman bilginlerin derlediği sahih hadislerden alınmıştır).

Yanlış anlaşılmasın. Amacımız Kur’an’ı kötülemek değildir. Ama İncil’in durumu Kur’ankinden daha güvenilirdir. Çünkü Halife Osman’ın Kur’an derlettiği gibi keyfine göre İncil’i toplatıp derletebilen bir halife ya da papa hiç bir zaman olmamıştır. Hatta diyebiliriz ki, İncil nüshalarının arasındaki ufak metin değişiklikleri, İncil metnini kimsenin zorla değiştirmeye kalkışmadığını ispatlamaktadır.

Bkz. Mişkat, cilt 3, sayfa 7-2-705; Tabari ve Beyzavi’nin Sure 3:100, 6:91, 19:35, 28:48, 33:6, 34:18, 38:22 üzerindeki yorum).
Beyzavi, cilt 3, sayfa 104-105 (Sure 2:106 üzerindeki yorum).
Bkz. Mişkat, cilt 3, sayfa 708 (Bu bilgilerin kaynağı Celaleddin’dir).
Bkz. Sahihi Müslim, sayfa 740.
Mişkat, Kitab ül-Hudud, sayfa 301.

Kullanıcı avatarı
3nokta
Seviye 10
Seviye 10
Mesajlar: 3374
Kayıt: 26 Ara 2006, 22:16
Konum: Meşhedi313

Re: Tevrat, Zebur ve İncil Değiştirildi mi?

Mesaj gönderen 3nokta » 15 Şub 2012, 18:01

Hatırladığıma göre İmam Cafer'e (as) bu Kuran'ı sordular. O da bu size yeter, diye buyurdular. Evet, Allah'ın kitabı Kuran'ın anlamı değiştirilmektedir. Ama Kuran'ın gerçeği, yani gerçek anlamı Ehlibeyt'in yanındadır. Bize sadece Kuran yeter diyenlerden değiliz ki biz. Ehlibeyt (as) bize ne demişse odur.

Ayrıca İncil nüshaları arasında ufak tefek değişiklikler olduğu yazıda ifade ediliyor. Oysa dünyanın her yerindeki Kuran nüshaları aynıdır. Evet elimizdeki Kuran'da gerçekten de eksik olan şey İmam Ali'nin tefsiridir. Ayetlerin hangi olay üzerine indiği, anlamının ne olduğuyla ilgili olarak İmam Ali'nin (as) yaptığı açıklamalardır.
nokta koymuyoruz artık cümle sonlarına
noktayı koyacak olan sensin anlasana
. . .

alevi99
Üye
Üye
Mesajlar: 206
Kayıt: 20 Ağu 2011, 11:50

Re: Tevrat, Zebur ve İncil Değiştirildi mi?

Mesaj gönderen alevi99 » 15 Şub 2012, 18:12

Arkadaşlar yazıyı ben ekledim ama kafam biraz karıştı ondan ekledim benim bildiğim değiştirildi.

Kullanıcı avatarı
3nokta
Seviye 10
Seviye 10
Mesajlar: 3374
Kayıt: 26 Ara 2006, 22:16
Konum: Meşhedi313

Re: Tevrat, Zebur ve İncil Değiştirildi mi?

Mesaj gönderen 3nokta » 15 Şub 2012, 18:25

Allah ne incilde ne Kuran'da, yazılı kutsal metinlerin değiştirilemeyeceğini söylemiyor. Yazıda çarpıtma var. İncil'in sözü değiştirilemez deniyor. Bunlar farklı şeylerdir. Allah'ın hükümlerini bilen ve taşıyan hüccetlerde gerçek İncil, Zebur, Tevrat sözleri vardır. Kuran'ın ise gerçek anlamı vardır. Eğer incilden önceki kitaplarda tahrifat olmasaydı incil gelmezdi. Gerek kalmazdı. Demek ki hem metninde hem anlamında tahrifat var. İncil'de de tahrifat var ki başka bir kitap geliyor ve ondan öncekilerin orjinalini tasdikliyor. Üstelik incili Kuran'dan ispatlamaya çalışması doğru değildir, onlar zaten tamamıyla uydurma olduklarına inandıkları bir kitabı delil olarak sunamazlar. Eğer Allah kelamı olduğuna inanıyorlarsa ama tahrif olduğuna inanıyorlarsa o zaman başka. Gerçekten Kuran'ın Allah kelamı olduğuna ama tahrif edildiğine inanıyorlarsa o halde kendi kitaplarının tahrif olduğunu da kabul etmek zorunda kalacaklardır. Yok gerçekten de Kuran'ı Allah kelamı bilmiyorlarsa o zaman ondan delil sunmaları yanlıştır.
nokta koymuyoruz artık cümle sonlarına
noktayı koyacak olan sensin anlasana
. . .

esselam
Üye
Üye
Mesajlar: 35
Kayıt: 16 Eyl 2017, 13:11

Re: Tevrat, Zebur ve İncil Değiştirildi mi?

Mesaj gönderen esselam » 08 Eki 2017, 14:40

Bismillahirrahmanirrahim

Görüyorum ki, küfür ehlinin Müslümanları aldatmak için taktikleri dünden bu yana hiç değişmemiş. Hatırlayın, Muaviye de ordusuna mızraklarına Kur'an-ı Kerim'den parçalar yerleştirmesini söylemişti. Şimdi gelin görün ki, her şey apaçık ortadayken, küfür ehli yine Kur'an-ı Kerim'i hakem tayin etmek istiyor. Pekala onların söylediği gibi olsun. Ancak küçük bir isteğim var. Bana acaba şu ayetleri yorumlar mısınız?

İlki şudur:
Ahkaf Suresi, 8. Ayet yazdı:Yoksa, «Onu (Muhammed) uydurdu.» mu diyorlar? Sen de ki: «Eğer onu ben uydurmuşsam Allah'tan bana gelecek cezayı savmaya sizin gücünüz yetmez. O sizin yaptığınız taşkınlıkları daha iyi bilir. Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. O çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Evet, eğer O gerçekten var olan tanrı adına konuşup, bir şeyler uydurmuşsa, O'nu kurtarmaya aramızdan hiç kimsenin gücü yetmez. Eğer yalancıysa vay haline, ki en azından bunu kendisi de biliyor. Peygamber hakkında söylenilen cümle ne kadar da açık değil mi? Anlayabiliyoruz doğru değil mi?

Peki Abese Suresini bilir misiniz? Düşünün, o sıralar Allah son peygamberini gönderiyor, yani Kur'an aracılığıyla Allah, bizlere son sözlerini aktarıyor. Orada ne demiş olmasını bekleriz? Kuantum fiziği bekleyenler de vardı. Tüm beklentilerimiz bir yana, yorumlamanızı istediğim ikincisi ise şudur:
Abese Suresi, 1 ile 10. ayetler yazdı:1. Surat astı ve yüz çevirdi.
2. Yanına o kör geldi diye.
3. Ne bilirsin sen, belki o arınacak?
4. Ya da öğüt alıp kendine gelecek ve böylece bu öğüt kendisine yarar sağlayacak?
5. Ama buna ihtiyacı olmayana gelince,
6. Sen ona yönelip ilgilenirsin.
7. Onun temizlenmemesinden sana ne?
8. Ama sana koşarak gelen,
9. Korkarak gelmişken.
10. Oysa sen, onunla ilgilenmiyorsun.
Bu ne şimdi, diyebilirsiniz. Bu; binlerin, on binlerin hatta milyonların her hatmin de okunurken, kim olduğunu dahi bilmedikleri birisinin hayatından bir kesitin, Allah tarafından bizlerin önüne getirilmesidir. Peki sormak isterim; ne olduğunu tam olarak anladınız mı? Mesela, ilgili olayın bir başlangıcı veya sonu var mı? Allah, kimden bahsediyor?

Biliyor musunuz? Gerçekte bunu öğrenebilme fırsatımız var. Aslında sadece bu olay için değil, sayısız ayet için var. Her şey, Kur'an-ı Kerim'de okuduğumuz ayetlerin bir başka şeyin işareti olduğunu bilmekle başlıyor. Allah'ın hangi olay karşısında neden o ayeti indirdiğini öğrenebiliriz. İşte buna sebeb'ül nuzül yani iniş sebebi diyoruz. Bunun için, olayın tam da merkezindeki kişilerin veya olaya şahit olmuşların anlatılarına bakmalıyız. Yani hadislere bakacağız. Peygamber Efendimizin Veda Hutbesini hatırla sevgili kardeşim; yalnızca Kur'an değil, Ehl-i Beyt de Müminlerin sahipleneceği emanetlerdendir.

Abese Suresini aklında tut ki düşün; hadislere bakmadan, tefsirlerdeki ayetlerin yorumunu incelemeden herhangi bir ayetin anlaşılamayacağını biliyorken, şimdi bizler de yine Kur'an-ı Kerim'e bakalım diyerek muaviyenin oyununa mı düşeceğiz? Pekala şimdilik yine onların söylediği gibi olsun.

Misal, denilmiş ki:
"Sen (ey Muhammed) onlara (Yahudilere), 'Eğer sadık iseniz, Tevrat'ı getirin de onu okuyun" (Sure 3:93. Ayrıca Sure 3:70-71, 21:7, 4:47, 2:41, 7:169 ve 29:46'ya bkz.).

Bu Kur'an ayetlerinden anlaşılıyor ki, Tevrat ve İncil Muhammed'in zamanında bozulmamış durumdaydı. Aksi halde, Allah Muhammed'e "bir şüphen varsa, senden önce kitap okuyanlara sor" demezdi. Tanrı, Muhammed'in tahrif edilmiş bir kitaba müracaat etmesini nasıl ister?
Güzel bir soru. Öyleyse gel değerlendirelim. Mesela hemen yanında yer alan parantez içerisinde Al-i İmran Suresinin 93. ayeti olduğunu söylüyor. Sahi, bu ayet neyden bahsediyor? Esasen işin aslı şudur: bir grup Yahudi, Peygamberimize hitaben; eğer peygamberliğini İbrahim'e nispet ediyorsan bil ki, bizim nizamımız da deve eti haramdır. Ama görüyoruz ki senin dinin de deve etini yemek mubahtır, dediler. Yani Yahudiler tarafından, Hz. Peygamberi karşılarına alarak, bundan ötürü İbrahim'e kendini nispet ederek "Ben, İbrahim'e sizden daha yakınım" diyemezsin deniliyor.

Haydi, Allah'ın konuyla ilgili sözüne, yani Kur'an-ı Kerim'e bakalım.
Al-i İmran Suresi, 93 ile 95. ayetler yazdı:93. Tevrat indirilmeden önce İsrail'in kendi nefsine haram kıldığı şeyler dışında tüm yiyecekler İsrailoğullarına helaldi. Onlara de ki: "Tevrat'ı ortaya getirin; doğru sözlü iseniz onu okuyun."
94. Artık bundan sonra kim yalan düzüp Allah'a iftira ederse böyleleri zalimlerin ta kendileridir.
95. De ki: "Allah, doğrusunu söylemiştir/vaadinde sadıktır. Hadi artık hanîf olarak İbrahim'in milletine uyun! Müşriklerden değildi o."
Ben ayet cımbızlaması görmüştüm de, Allah şahidim olsun ki, böylesini görmemiştim. Allah; ben size (Yahudilere) haram kılmadım; varsa haram olduğu gösterecek olan bir yiğit, Tevrat'ınızı ortaya çıkarın diyorken; bizim misyonerler olayın daha başını göstermeden; Allah Kur'an-ı Kerim'de Tevrat'a bakın demiş, öyleyse Hz. Muhammed zamanındaki Tevrat doğruydu diyorsa, mesele bitmiştir hocam. Allah, kendisi adına yalan söyleyen bu zalimleri ıslah etsin.

Konuyu daha derinlemesine anlamak adına, ilgili ayetlere El Mizan Tefsirinden de bakabilirsiniz: http://www.caferilik.com/kutuphane/book ... 59_499_140

Bu daha başlangıç aşamasıydı. Gönderdiğin mesajında gördüğüm ilk ayet hakkındaydı. İnan ki, bir yandan gülümserken, bir yandan da ellerim titriyor. Demek bunlar bir kere bile, hadislere bakmamış, tefsir okumamışlar, öyle mi? Birileri de bunların peşinden sürüklenip kanmış, öyle mi? En başta da dedim ya, küfür ehlinin Müslümanları aldatmak için taktikleri dünden bu yana hiç değişmemiş.

Yahu, Babil Kralı Nebukadnezzar tarafından Yahudilerin topraklarının işgal edildiğini, Tevrat'ın kaybolduğunu, sırf bu yüzden Ezra adındaki bir adamın, Musa Yasasını yeniden halka açıklayarak ilan ettiğini biz değil; bizzat kendileri söylüyor. Sonradan editlenen Tevrattan, Nehemya ve Ezra bölümlerini okuyunuz. Bir de gelinmiş, Tevrat'ın aslı kaybolmamıştır iddiasında bulunuyorlar. Tevratı yasaklayan Kral Ahaz olsun, Kral Amon ve oğlu Yoaş rezaleti sürdürsün; İsrailliler vadedilen topraklardan sürülüp, işgal ettikleri topraklarda da Babilliler Tevratı ortadan kaldırsın. Sonra Ezra'nın yok olan Musa Yasasını/Torah'ı toplamaya çalışmasına gelince, adam zaten peygamber değil mi'ye dönüşelim. Eh, adettendir, en sonunda bir ''uuu'' yapıp diyorlar ki, Müslümanlar kilit oldular. Valla, bizim bunlara karnımız tok.

Haydi biz Kur'ancı filan olsak anlarım. İnsan hiç mi dersine çalışmaz. Müfessirlerimizden Allah razı olsun. Öyleyse bir daha ki sefere ne yapıyoruz sevgili kardeşim; tefsirlere danışıyoruz. Herhangi biri karşımıza çıkıp, filanca ayet; Tevrat hakkında, İncil hakkında bahsediyor diye söylendiği zaman; bak bakalım işin aslı neymiş. Bunların Kur'an-ı Kerim'e göre Kitab-ı Mukaddes'in değişmediği iddiası, günümüzdeki, ben Kur'an-ı Kerim'i yine yalnızca Kur'anla anlarım diyenlere işler.

Hem Allah senden de razı olsun. Gelmişsin derdini foruma açmışsın. İnşAllah-u teala okuma fırsatın olur. İnşAllah küçücük, tek bir kıvılcım dahi olsa, okuyanlara bir yardımım dokunmuştur. Ayrıca bizlere bu forum aracılığıyla fırsat veren Allah'a binlerce kez hamd olsun. Elhamdülillahi rabbil alemin.

Vesselam.
Namazınızı kıldınız mı? Foruma devam etmeden önce namazınızı kılınız.

Cevapla

“Hristiyanlık” sayfasına dön