İslâm'da Asker Kaçakları

Cevapla
aleviyyun
Üye
Üye
Mesajlar: 175
Kayıt: 15 Tem 2009, 21:29
İletişim:

İslâm'da Asker Kaçakları

Mesaj gönderen aleviyyun » 07 Eyl 2010, 18:36

Tarihte Müslümanların yaptıkları savaşlarda bazı sözde sahabenin peygamberi savaşın ortasında terk edip savaş meydanından kaçtıkları bir gerçektir. Ehl-i sünnet ulemasının bu sahabelerin yaptığı birçok İslam dışı olayı gizledikleri de bir gerçektir. Bu sahabelerden sadece ilk üç halifeye değineceğiz bakalım tarihte hangi kahramanlıklara imza atmışlar.
Hudeybiye olayı İbn-i Ebi’l-Hadid Nehc’ul- Belağa Şerhi’nde ve diğer Ehl-i sünnet tarihçileri de kendi eserlerinde şöyle yazıyorlar: “Hudeybiye barış antlaşmasından sonra başta Ömer bin Hattab olmak üzere birçok sahabe Hz. Peygamber’e karşı kaba konuşarak şöyle dediler: “Biz barış istemiyorduk, savaşmak taraftarıydık, neden barış yaptın?” Peygamber-i Ekrem (s.a.a) de onlara; “Savaşmak istiyorsanız özgürsünüz, savaşın.” diye buyurdu. Onlar da bunun üzerine saldırıya geçtiler. Ama bilindiği gibi tetikte bekleyen Kureyş hemen savunmaya geçti. Kureyş’ten öyle ağır bir darbe yediler ki kısa bir süre sonra bozguna uğrayıp kaçmaya başladılar. Hatta Peygamber (s.a.a)’in yanında bile duramayıp çölün dört bir yanına dağıldılar.
Hz. Peygamber (s.a.a) onların durumunu böyle görünce, Hz. Ali’ye Kureyş’in önünü almasını emretti. Kureyş Hz. Ali’yi kendi karşılarında görünce geri dönmek zorunda kaldılar. Bunun üzerine kaçanlar tek tek geri dönerek yaptıklarından utanç içinde özür dilemeye başladılar.
Resulullah (s.a.a) onlara şöyle buyurdu:
“Ben sizi tanımıyor muyum? Büyük Bedir’de düşman karşısında titreyen, bunun üzerine Allah-u Teala da meleklerini yardımınıza gönderen sizler değil miydiniz? Uhud günü beni yalnız bırakarak firar edip dağlara çıkan sizler değil miydiniz? Ne kadar çağırdıysam da gelmediniz!”
Velhasıl Peygamber-i Ekrem (s.a.a) onları şiddetli bir şekilde kınadı ve hatalarını tek tek sıraladı. Onlar da hatalarını itiraf ederek habire özür diliyorlardı.
İbn-i Ebi’l- Hadid burada şöyle diyor: “Ömer Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’in vaatlerini tekzip edince, Peygamber (s.a.a) Ömer’i kınadı. Dolayısıyla Hz. Peygamber (s.a.a)’in Ömer’i bu şekilde kınamasından, Uhud’da kaçanlardan birinin de Ömer olduğu anlaşılmaktadır.”
Ehli sünnet daima Ömer’in yiğitliğinden kahramanlığından söz ederler. Gerçekte Ömer’in savaş alanlarında yaptığı tek şey kaçmak olmuştur “Kureyşin fihir kabilesinden olan dırar ibnil hattab isminde yaman bir savaşçı uhut savaşında ömer’ i kaçarken görmüş, kovalamış ve mızrakın tersiyle vurarak ‘ey hattap oğlu (ömer), kaç git seni öldürmeyeyim, demişti. Dırar daha sonra müslüman olmuş ve ömer halife olunca onun iyiliğini unutmamıştı.” (1)
Ayrıca Halit bin Velid diyor ki : Ben Uhut Savaşında Ömer’ i kaçarken gördüm. (2)

Uhut savaşında ömer’in kaçışını birinci ağızdan Ömer’den duyalım. Ömer diyor ki : “Uhut Savaşında peygamberin yanından dağıldık. Ben dağın tepesine çıkıncaya kadar kaçtım, orada bir ceylan gibi sıçradığımı hissediyorum. Aşağıda Muhammed öldürüldü nidaları geliyordu bana, ben o zaman her kim Muhammed öldürüldü derse onu öldüreceğim, dedim.” (3)
Muhammed bin İsmail-i Buhari, kendi Sahih’inin 2. cildinin 100. sayfasında (1320 Mısır baskısı), Müslim bin Haccac da kendi Sahih’inin 2. cildinin 324. sayfasında (1320 Mısır baskısı) açık bir şekilde şöyle yazmışlardır: “Halife Ömer, iki defa savaş meydanından geriye dönüp kaçtı.”
Ömer kaçarda Osman geri kalır mı “Uhut savaşında kaçanlardan Osman bin Affan ve Velit bin Ukbe vardı. Ancak üç gün sonra Hz. Peygamberin yanına döndüler.” (4) O kadar korkmuşlar ki üç gün dönememişler. Osman’ın asker kaçağı olduğuna başka delil: Hz. Ali ve Osman arasında bir tartışma oldu. Osman Hz. Ali’ye : Peygamberin Tebük Gazvesine yanına almak istemediği kimse sen değil misin? Dedi. Hz. Ali de : Hz. Peygamberi düşmanlar arasında bırakıp kaçan sen değil misin? Cevabını verdi.” (5)

İslam ordusunda savaştan kaçma olayı hayber savaşında tekrarlanıyor. Hz. Muhammed (saa) ilk önce Ebu bekir’i hayberi fethetmek üzere gönderiyor ebu Bekir kaçıp geri dönüyor, ardından Ömer’i gönderiyor oda aynı şekilde kaçıyor. (6)
Hayber savaşının bizi ilgilendiren özeti şudur: İslam ordusu Hayber kalesini kuşattıkları zaman, Ebu Bekir ve Ömer’in komutasında üç defa yenilgiye uğrayıp kaçtıklarında, ashap bir avuç Yahudiler karşısında alışmadıkları ard arda yenilgilerinden dolayı tedirgin olup sıkılmaya başladılar. Resulullah (s.a.a) Müslümanların moralinin yeniden yükselmesi için zafer müjdesi vererek şöyle buyurdular:
“Allah’a andolsun ki yarın bayrağı öyle birinin eline vereceğim ki, kerraren ğayr-i ferrardır (düşmana amansızca saldırıp kaçmayan birisidir); Allah (c.c) O’nun eliyle Hayber’i fethedecek; O, Allah ve Resulünü seviyor, Allah (c.c) ve Resulü de O’nu seviyorlar.”
Hz. Muhammed(saa)’in burada söylediği “düşmana amansızca saldırıp kaçmayan birisidir” sözü daha önce ebu Bekir ve Ömer’in kaçtıklarının delilidir.
Bu konu için apaçık delillerden birisi de, İbn-i Ebi’l- Hadid el-Mutezile’nin Hz. Ali (a.s)’ın fazileti hakkında olan “Aleviyyat-ı Seb’” isimli meşhur şiirinin içerisinde Hayber babında Baiyye Kasidesi adıyla söylediği şu şiirdir:
Hayber hakkındaki haberleri söylemek istemiyor musun? O savaşta akıl sahiplerini hayrete düşürecek bir takım şeyler vardır. Öne geçip kaçanlar (yani Ebu Bekir’le Ömer), bayrak taşımaya alışmamışlardı. İşte bundan dolayı o yüce bayrağa zillet ve horluk örtüsünü örterek kaçtılar. Halbuki savaştan kaçmanın büyük bir günah olduğunu biliyorlardı. Yahudi’lerin büyüklerinden cesur bir genç kılıcını çekmiş, atının üzerinde, baharın yeşilliklerini yemiş şehvet dolu ve kudurmuş bir erkek deve kuşu gibi, sanki gelin evine kına götürüyormuşçasına onlara rahatça saldırmış. Onun kılıç ve mızrağından çıkan ölüm ateşinin yankıları onları korkutmuştur. Ben (İbn-i Ebi’l Hadid) sizin yerinize (Yahudilerin karşısından kaçmanızdan dolayı), özür diliyorum. Zira ölüm herkesin hoşlanmadığı, yaşamını sürdürmek ise herkesin sevdiği bir şeydir. Siz de ölümden korktunuz. Halbuki, herkes ölümü tadacaktır...”
Yine İbn-i Ebi’l- Hadid “Nehc’ul- Belağa Şerhi”nin c. 3, s. 276’ında, nasibi olan Cahiz’in reddinde şöyle demiştir: “Uhud savaşında şu dört kişi; Ali, Zübeyr, Talha ve Ebu Dücane hariç bütün Müslümanlar firar ettiler. Müslümanlar arasından bu dört kişi çıkarılırsa, Ebu Bekir, Ömer ve Osman’ın da firar edenler arasında olduğu açıktır. İşte bunun için Cebrail şöyle dedi:
“Ali gibi kahraman bir genç, Zülfikar gibi de kılıç yoktur.”

İbn-i Ebi’l- Hadid “Nehc’ul- Belağa Şerhi”inde, Nuruddin Maliki de “Fusul’ul- Mühimme”nin 43. sayfasında ve diğer kimseler şöyle nakletmişlerdir: “O günü gayb’dan şöyle bir ses duyuldu:
“La feta illa Ali, la seyfe illa zülfikar.”

(Ali gibi kahraman bir genç, zülfikar gibi de kılıç yoktur.)
Yine bu sahabelerin Huneyn savaşında da kaçtıkları kesindir. Nitekim Hamidi “Cem’un Beyn’es- Sahihayn”da; Halebi de “Siret-u Halebiyye”nin c. 3, s.123’ünde şöyle diyorlar:
“Dört kişi hariç bütün sahabe firar ettiler. Ali (a.s) ve Abbas Resulullah (s.a.a)’in önünde, Ebu Abdullah bin Mesud ise Hazretin (s.a.a) solunda yer almışlardı;. Ebu Süfyan bin Haris de Peygamberin merkebinin yularından tutmuştu.”

Bu sahabeler hz. Peygamberimizi savaşta yüz üstü bırakıp kaçtılar ve ne yazık ki ehli sünnet alimleri onların bu hareketlerini görmezden gelmektedirler. Hatta onlara toz bile kondurmuyorlar.
Son olarak hz. Muhammed (s.a.a) Zeyd’in oğlu Usameyi ordu komutanı olarak atıyor ama bazı sahabeler yaşı küçük diye onun komutası altına girmiyorlar ve hz. Muhammed’in emirlerine karşı geliyorlar.bu itaatsizliğe karşı Hz. Muhammed şöyle buyurur: “bugün usame’nin komutanlığını kabul etmiyorsanız, daha öncede babası zeyd’in komutanlığını kabul etmemiştiniz. Vallahi zeyd komutanlığa layıktı ve halkın içinde en çok sevdiğim kimselerden biriydi. Ondan sonra da oğlu (usame) en çok sevdiğim kimselerdendir.” (7) peygamberin bu sözlerine rağmen sözde sahabe olan bazı kişiler usame’nin komutası altına girmeyip ordudan kaçtılar. Bunlar
Hz. Peygamber (saa) Ebu Bekir ve Ömer’i Üsame’nin komutasına dahil ettiği halde onlar; Üsame’nin komutanlığına yüz çevirerek muhalif oldular. (8)
Bunun üzerine Resulullah saa şöyle buyurdu: "Üsame ordusundan geri kalanlara (muhalefet edenlere) Allah lanet etti" (9)

.Kuranı kerim asker kaçakları hakkında şöyle buyurmaktadır. “Ey iman edenler! Toplu olarak kafirlerle karşılaştığınız zaman, artık onlara arkalarınızı dönmeyin (kaçmayın)!Her kim böyle bir günde onlara -dönüp çarpışmak için pırlanmak (kaçar gibi yapmak) veya diğer safta mevzilenmek halleri hariç- arkasını dönerse, muhakkak Allah'tan bir gazaba uğramış olur. Ve varacağı yer cehennemdir, o ise ne kötü akıbettir!” (10)

Son olarak Bazı ehli sünnet alimleri sahabelere dokunulmazlık verip onları eleştirmenin küfür olduğunu iddia etmektedirler. Oysaki İmam Muhammed Gazali açıkça şöyle diyor: “Sahabeye sövmek asla küfrü gerektirmez; hatta ilk iki halifeye sövmek bile insanı küfre düşürmez.”
Molla Sa’d Taftazani ise “Şerh-i Akaid-i Nesefi”de şöyle diyor: “Bazı taassup ehlinin sahabeye sövenleri küfür ile itham etmeleri, asla doğru değildir. Bazı bilginler sahabelere karşı varolan hüsn-ü zanları sebebiyle onların kötü fiillerini görmezlikten gelmiş ve tutarsız tevillere başvurarak Resulullah (s.a.a)’in ashabının sapıklık ve fısktan masum olduğunu söylemişlerdir. Halbuki bilindiği gibi bu asla doğru değildir. Tarih, aralarında yaptıkları savaşlarda onların bazısının fısk ve isyana düştüğünü göstermektedir. Hasadet ve makam düşkünlüğü sebebiyle çirkin işlere bulaşmış, sapmışlardır. Hatta büyük sahabeler bile bu çirkin amellerden kurtulamamıştır. O halde delil üzere onları eleştirenler kafir olamaz. Bazı ehli sünnet alimi hüsn-ü zanda bulunarak onların bu kötü amellerini görmezlikten gelmiş, rivayet etmemişlerdir. Ama bilindiği gibi diğer bazı alimler de onların bazı kötü amellerini rivayet etmiş ve eleştirmişlerdir. Onları küfür ile suçlamak küfür değildir. Zira Resulullah (s.a.a)’ı gören her sahabe masum ve günahsız değildir.”
Hakim Nişaburi Müstedrek’in 4. cüzünün 335. Ve 354. sayfalarında, imam Ahmed bin Hanbel Müsned’in ilk cüzünün 9. sayfasında, Zehebi Telhis-i Müstedrek’te, Kadı Ayyaz “Şifa” kitabının 4. cüzünün ilk babında, imam Gazali ise İhya’ul- Ulum’un 2. cildinde şöyle rivayet etmektedir: Ebu Bekir’in hilafeti zamanında adamın biri Ebu Bekir’in yanına vararak ona ağır sövgülerde bulundu. Orada olanlar bu duruma çok rahatsız oldu. Ebu Berze-i Eslemi; “İzin verin onu öldüreyim; zira o kafir oldu!” deyince, Ebu Bekir şöyle dedi: “Hayır, öyle değildir; Peygamber (s.a.a)’den başka hiç kimse böyle hüküm veremez.”
Gerçekten Ehl-i Sünnet kardeşlerimiz kraldan çok kralcıdır; halife kendine söveni küfür ile suçlayıp öldürmeye kalkışmıyor. Ama bilindiği gibi Ehl-i Sünnet ulemaları, Alevi Müslümanları sahabeye sövme bahanesiyle kendi hayallerince küfür ile suçlayıp kanlarını helal sayıyorlar. Bu konuda tarihte fetvalar bile verildi. Halbuki Aleviler sadece resulullah’a ve ehl-i beytine zulüm edenleri lanetlemektedirler. Bu lanette şu şekildedir: “Allah’ım peygamberine ve ehl-i beytine zülm eden tüm kafirlerin üzerine senin lanetin olsun. Onları ateşin en derinliklerin de en şiddetli azabı tattır.
Ayrıca sahabeye sövmek küfür ise, neden sahabenin en üstünü Hz. Ali’ye söven ve lanet eden Muaviye ve yezid gibi kafirleri korunuyor ve onların taraftarlarını küfür ile suçlanmıyorlar?. (11) Yeri geldi bazı yazarlar kitaplarında Muaviye ve yezit’ten bahsederken onlara Hazreti deme cüretini göstermektedirler. Halbuki resulullah hadislerinde Ali (as)’a seb etmenin kendisine, hatta Allah’a seb edilmiş sayılacağını söylemiştir.
"Ali'ye söven bana sövmüştür, bana söven de Allah’a sövmüştür, Allah’ı söven kişiyi, Allah onu burnu üzere ateşe dökecektir" (12)
“Allah, iman edenlerin velisidir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnanmayanların dostları ise Tağut'tur, onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır. İste onlar cehennemliklerdir, hep orada kalacaklardir.” (13) tüm inananlara ve hideyete ermişlere selam olsun.


...............
1-İbni hişam “siret” kitabında c.2, s.18
2-İbni Ebil Hadit “Şerh-u Nehc’ül Belağa” kitabında c.3, s.397.
3-El-Müttaki el-Hindi' nin "Kenz' ul Ummal" c.1, s.428-429
4- Halebi “Siyret” kitabında 2-504 İbni Hacer el-Askalani “İsabe” kitabında c.2, s.50
5-(İbni Ebil Hadit “Şerh-u Nehc’ül Belağa” kitabında c.3, s.374)
6-hayber savaşını ayrıntılarıyla Muhammed bin İsmail el-Buhari, Sahih-i Buhari’nin ikinci cildi olan Cihat ve Seyr kitabının “Dua’un- Nebi” babında, yine sahih-i Buhari’nin 3. cildi olan “Meğazi” kitabının “Hayber Gazvesi” babında, Müslim bin Haccac, Sahih-i Müslim diye meşhur olan kitabının c. 2, s. 324’ünde; imam Abdurrahman Nesai “Hasais’ul- Alevi”de; Tirmizi, Sünen-i Tirmizi diye meşhur olan kitabında, İbn-i Hacer Askalani “İsabe”nin c. 2, s. 508’inde, Muhaddis-i Şam kendi tarih kitabında, Ahmed bin Hanbel Müsned’inde, İbn-i Mace Kazvini Sünen’inde, Şeyh Süleyman Belhi el-Hanefi “Yenabi’ul- Mevedde” 6. Babında, Sibt bin Cevzi Tezkire’de, Muhammed bin Yusuf-u Genci eş-Şafii “Kifayet’ut- Talib”in 14. babında, Muhammed bin Talha eş-Şafii “Metalib’us- Süul”da, Hafız Ebu Naim İsfehani “Hilyet’ul- Evliya”da, Ebu’l- Kasım Taberani “Evset”te, Ebu’l- Kasım Hüseyin bin Muhammed (Rağıb-i İsfehani) “Muhazırat’ul- Uduba”nın c. 2, s. 212’inde, velhasıl büyük ehli sünnet alimleri ve tarihçileri hayber olayını nakletmişlerdir.

7-Buhari, Fezailu'l-Ashab 17, Meğazi 42, 87, Eyman 2, Ahkam 33; Müslim, Fezailu's-Sahabe 63, (2426); Tirmizi, Menakıb, (3819)
8-İbn-i Sad “Tabakat” C.2, S.41. İbn-i Asakir Tarihi C.2, S.391. El-Müttaki el-Hindi “Kenz’ul Ummal” C.1, S.312. İbn-i Esir “el-Kamil” C.2, S.129

9-Ebu Bekir Ahmet bin Aziz el-Cevheri “Kitâb’üs Sakife” S.74-75. Ebil Feth eş-Şehrestani’nin “el-Milel ven-Nihal” c.1, s.29. İbn-i Sad’ın “Tabakat” c.4, s.66-68. Tarih-i İbn-i Haldun c.2, s.484. Siret-i İbn-i Hişam c.4, s.650

10 Enfal suresi 15 -16.
11-Muaviye bin Ebi Süfyan Hz. Ali’ye sövdü ve lanet etti. (Bkz. İkd’ül Ferid İbn-i Abdu Rabbih c.4, s.366 / İbni Ebil Hadit "Şerhu Nehc'ül Belağa"c.1, s.356; c.3, s.258 – 1.Baskı-Mısır / İbn' ül Esir "Üsd' ül Gabe" c.1, s.134 / el-İsabe c.1, s.77 / El-Kamil İbn’ül Esir c.3, s.302 / el-Suyuti "Tarih'ül Hulefa" s.190 / İbni Hacer el-Heytemi "Sevaik' ul Muhrika" s.33)
Yine Muaviye Hz. Ali’ye sövmeleri için emir verdi. (Bkz. Sahih-i Müslim c.2, s.360 / Sahih-i Tirmizi c.5, s.301, Hadis No: 3808)
Resulullah (saa) kendi zamanında Hz. Ali’ye söven kimse yoktu. Ancak ilerde Emeviler’in Hz. Ali'ye söveceklerini bildiği için bu ve buna benzer hadisleri söylemiştir.
12-İbn-i Sabbağ el-Maliki "Füsul'ül Mühimme" s.111. Tabari "Zehair'ul Ukba" s.66 ve "Riyad'ul Nadara" c.2, s.219. Menakıb-ı Hüvarezmi el-Hanefi s.81-82. Menakıb-ı Meğazeli s.83, 394, Hadis No: 447. el-Mirizbani “Ahbar Şuara üş-Şia” s.30- Hayderiye bas. Süleyman el-Kunduzi "Yenabi' ul Mevedde" s.205. eş-Şeblenci "Nur'ül Absar" s.110. el-Künci "Kifayet'üt Talib" s.82. el-Hamvini eş-Şafii "Feraid es-Simtayn" c.1, s.302, Hadis No: 241. ez-Zerendi “Nuzma Dürer es-Simtayn” s.105. el-Murkat fi Şerh’ül Müşkat c.10, s.474. Şerafeddin el-Musevi “el-Müracaat” s.280. Münteheb Fedail'ün Nebi ve Ehli Beytihi s.169-170.
13-Bakara suresi 257

Ayrıca Ömer'in itirafı bihardan http://www.aleviyyun.com/tarih/137-ali

UYARI: Lütfen kurallar gereği başlıkları tamamen büyük harflerle yazmayalım.
3nokta
aleviyyun alevi bilgi kaynağı

Kullanıcı avatarı
Zülfükaaar
Üye
Üye
Mesajlar: 214
Kayıt: 04 Eki 2008, 01:25
Konum: İstanbul

Re: İSLAMDA ASKER KAÇAKLARI

Mesaj gönderen Zülfükaaar » 07 Eyl 2010, 20:33

Doğruluğunu araştırmak gerekiyor , Zira bahsedilenler çok ciddi itamlar
Fatır Suresi 5. Ayet :Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah'ın va'di haktır; öyleyse dünya hayatı sizi
aldatmasın ve aldatıcı(lar) da, sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak)
aldatmasın.

Kullanıcı avatarı
3nokta
Seviye 10
Seviye 10
Mesajlar: 3374
Kayıt: 26 Ara 2006, 22:16
Konum: Meşhedi313

İslamda Asker Kaçakları

Mesaj gönderen 3nokta » 07 Eyl 2010, 20:48

Allah razı olsun.
nokta koymuyoruz artık cümle sonlarına
noktayı koyacak olan sensin anlasana
. . .

aleviyyun
Üye
Üye
Mesajlar: 175
Kayıt: 15 Tem 2009, 21:29
İletişim:

Re: İSLAMDA ASKER KAÇAKLARI

Mesaj gönderen aleviyyun » 08 Eyl 2010, 09:42

Zülfükaaar yazdı:Doğruluğunu araştırmak gerekiyor , Zira bahsedilenler çok ciddi itamlar
Tabi Doğruluğunu araştırmanız gerekmekte. Görü körüne bir şeye inanmanızı kimse beklemiyor böyle bir inançta olmaz....
Makaledeki kaynakları tek tek inceleyin... Günümüzde internet oratamında bir sürü kayanğa ulaşabilirsiniz....
aleviyyun alevi bilgi kaynağı

Kullanıcı avatarı
ali muhsin
Seviye 10
Seviye 10
Mesajlar: 3121
Kayıt: 24 Nis 2007, 18:41

Re: İslâm'da Asker Kaçakları

Mesaj gönderen ali muhsin » 08 Eyl 2010, 11:23

Allah Razi olsun, Büyük bir zevkle okudum ..Varmi Ali Gibi Yigit !!!
Aleviler, Al-i Muhammedin Yetim ( UNUTULAN ) Evlatlarıdır
Allahume Salli Ala Muhammed ve Al-i Muhammed
------
Insana Secde etmek ,insanlik onurunu ayaklar altina almak demektir !
Insana Secde etmek ise insanlik icin bir Zillettir !

aleviyyun
Üye
Üye
Mesajlar: 175
Kayıt: 15 Tem 2009, 21:29
İletişim:

Re: İslâm'da Asker Kaçakları

Mesaj gönderen aleviyyun » 09 Eyl 2010, 18:52

ali muhsin yazdı:Allah Razi olsun, Büyük bir zevkle okudum ..Varmi Ali Gibi Yigit !!!
Farkı buradan görmek bilmek lazım...
İlmi yeterliliği olmayanların
Askeri kahramanlıkları olmayanların.
Soyları belli olmayanların (buarada ömerin soyunu okuyan oladumu?)
Bir ayeti bile tebliğ etmesine izin verilmeyenin..
Cemaate tek bir defa bile imam olmasına bile izin verilmeyenlerin
Teyemmüm gibi islamın en basit kuralının bile nasıl olduğunu bilemyenlerin
Kur'anın bir cüzünü bilemem kaç yılda ezberleyen birinin
17 yaşından küçük bir çocuğun komutası altına verilen kişilerin halife olmasını nasıl kabul edeceğiz?
aleviyyun alevi bilgi kaynağı

Kullanıcı avatarı
ali muhsin
Seviye 10
Seviye 10
Mesajlar: 3121
Kayıt: 24 Nis 2007, 18:41

Re: İslâm'da Asker Kaçakları

Mesaj gönderen ali muhsin » 09 Eyl 2010, 19:58

Vallah bilmece gibi yazmissin .
Aleviler, Al-i Muhammedin Yetim ( UNUTULAN ) Evlatlarıdır
Allahume Salli Ala Muhammed ve Al-i Muhammed
------
Insana Secde etmek ,insanlik onurunu ayaklar altina almak demektir !
Insana Secde etmek ise insanlik icin bir Zillettir !

yeshilyol
Üye
Üye
Mesajlar: 85
Kayıt: 07 Ağu 2010, 11:08

Re: İslâm'da Asker Kaçakları

Mesaj gönderen yeshilyol » 09 Eyl 2010, 20:11

ali muhsin yazdı:Vallah bilmece gibi yazmissin .
:) Bilmece gibi ama cevabı çok basit, kendilerini şah-ı merdan imam Ali a.s. ile kıyaslamaya çalışanların gerçek sıfatları yazılmış gibi geldi bana.

Kullanıcı avatarı
3nokta
Seviye 10
Seviye 10
Mesajlar: 3374
Kayıt: 26 Ara 2006, 22:16
Konum: Meşhedi313

Re: İslâm'da Asker Kaçakları

Mesaj gönderen 3nokta » 09 Eyl 2010, 22:31

Bilene kolay :)
nokta koymuyoruz artık cümle sonlarına
noktayı koyacak olan sensin anlasana
. . .

aleviyyun
Üye
Üye
Mesajlar: 175
Kayıt: 15 Tem 2009, 21:29
İletişim:

Re: İslâm'da Asker Kaçakları

Mesaj gönderen aleviyyun » 10 Eyl 2010, 13:33

ali muhsin yazdı:Vallah bilmece gibi yazmissin .
Valla tarihi bilen için bilmece değil. Ama bilmeyen için doğrusun. :) biraz da düşünsünler....
aleviyyun alevi bilgi kaynağı

Cevapla

“İslam Tarihi” sayfasına dön