ELEŞİRİ "Uyanışın Hakikatleriyle nasıl.." başlığına eleştiri

meçhul
Üye
Üye
Mesajlar: 41
Kayıt: 09 Eyl 2008, 12:58

Re: ELEŞTİRİ: "Uyanışın Hakikatleriyle nasıl.." başlığına hak.

Mesaj gönderen meçhul » 27 May 2009, 16:03

ALİ TARAFTARI yazdı:MEÇDUL ARkadaş VE DİĞERLERİ... SİZİN KALP GÖZÜNÜZ MÜHÜRLENMİŞ. NE DESEK SANA BOŞ.. İMAM ALİ (AS) DİRİLİP KARŞINA GEÇSE, BU ANLATILANLARI SANA ANLATSA YİNE DE İMAN GETİRMEZSİN. SEN SOSYALİZM- KOMÜNİZM- FAŞİZM GİBİ DEĞERİNİ KAYBETMİŞ FİKİRLERE KAPILMIŞSIN. BUNLAR ZATEN DİNLERE KARŞI KURULAN FİKİRLERDİ.
benim aklım var ,kalp gözünü ne yapayım .ben sizin gibi meczup değilim sabah akşam namazla abdestle kafayı yememişim, kafanızı deve kuşu gibi kuma gömmüşşünüz, dinden başka birşey görmüyorsunuz.size kalsa eşlerinizi de kara çarşafa sokarsınız,alın size islam...bence siz iran'a ya da suudi arabistan'a gidin...bu arada aczimendilerle bir bağınız var mı? :lol:
islam sosyalizm kadar medeni değildir,islamı araplar uydurdu sizde kuyrykğuna takılmışssınız..
yazılarıma gösterdiğiniz anlayış için tşk...

alone_man
Seviye 5
Seviye 5
Mesajlar: 1769
Kayıt: 13 Oca 2008, 21:28

Re: ELEŞTİRİ: "Uyanışın Hakikatleriyle nasıl.." başlığına hak.

Mesaj gönderen alone_man » 27 May 2009, 16:42

meçhul yazdı:
ALİ TARAFTARI yazdı:MEÇDUL ARkadaş VE DİĞERLERİ... SİZİN KALP GÖZÜNÜZ MÜHÜRLENMİŞ. NE DESEK SANA BOŞ.. İMAM ALİ (AS) DİRİLİP KARŞINA GEÇSE, BU ANLATILANLARI SANA ANLATSA YİNE DE İMAN GETİRMEZSİN. SEN SOSYALİZM- KOMÜNİZM- FAŞİZM GİBİ DEĞERİNİ KAYBETMİŞ FİKİRLERE KAPILMIŞSIN. BUNLAR ZATEN DİNLERE KARŞI KURULAN FİKİRLERDİ.
benim aklım var ,kalp gözünü ne yapayım .ben sizin gibi meczup değilim sabah akşam namazla abdestle kafayı yememişim, kafanızı deve kuşu gibi kuma gömmüşşünüz, dinden başka birşey görmüyorsunuz.size kalsa eşlerinizi de kara çarşafa sokarsınız,alın size islam...bence siz iran'a ya da suudi arabistan'a gidin...bu arada aczimendilerle bir bağınız var mı? :lol:
islam sosyalizm kadar medeni değildir,islamı araplar uydurdu sizde kuyrykğuna takılmışssınız..
yazılarıma gösterdiğiniz anlayış için tşk...
Meçhul can
Akıl gözü başkadır kalp gözü başkadır ikisinin işleyiş mekanizması farklıdır besleyen kaynaklar farklıdır ama sana bunu anlatmamız zor çünkü istemiyorsun
sabah akşam namaz kıldığımız falanda yok 5 vakit kılıyoruz toplam hepsi hepsi yarım saatide geçmiyor
bunun dışında müzik sanat bilim geçim aile eğlence birçok dal için zaman tüketebiliyoruz ama senin akıl gözün sadece 0 yarım saati görüyor yazık!
burada bilimle sanatla edebiyatla uğraşan fizik kimya ilimleriyle haşır neşir olan çok saygın insanlar abilerimiz var ama yine kalb gözün kapalı olduğu için göremiyorsun
hatta aczimendilerle sünnilerle farkımızı dahi göremeyecek kadar akıllısın!
buraya her türlü eleştiri yazısı yazman bile anlayışımızı göstermiyormu biz başka sitelere yazdığımızda şii diye atıyor sansürlüyorlar tuhaftır bunu yapanlar faşistlere sünnilerin her türüne ateistlere bile yazdırıyor ama iş bize gelince akılları ! hakim oluyor oysa biz dialogdan yanayız ortak noktalardan yanayız ama tabiki fikrimizi savunacağız alevi ahlakı böylesine yücedir ama bunu gerçekten görmen için kalp gözünün açılması lazım inş açılır biz dua ederiz ama sende bunu istemelisin

meçhul
Üye
Üye
Mesajlar: 41
Kayıt: 09 Eyl 2008, 12:58

Re: ELEŞTİRİ: "Uyanışın Hakikatleriyle nasıl.." başlığına hak.

Mesaj gönderen meçhul » 27 May 2009, 16:51

alone_man yazdı:
meçhul yazdı:
ALİ TARAFTARI yazdı:MEÇDUL ARkadaş VE DİĞERLERİ... SİZİN KALP GÖZÜNÜZ MÜHÜRLENMİŞ. NE DESEK SANA BOŞ.. İMAM ALİ (AS) DİRİLİP KARŞINA GEÇSE, BU ANLATILANLARI SANA ANLATSA YİNE DE İMAN GETİRMEZSİN. SEN SOSYALİZM- KOMÜNİZM- FAŞİZM GİBİ DEĞERİNİ KAYBETMİŞ FİKİRLERE KAPILMIŞSIN. BUNLAR ZATEN DİNLERE KARŞI KURULAN FİKİRLERDİ.
benim aklım var ,kalp gözünü ne yapayım .ben sizin gibi meczup değilim sabah akşam namazla abdestle kafayı yememişim, kafanızı deve kuşu gibi kuma gömmüşşünüz, dinden başka birşey görmüyorsunuz.size kalsa eşlerinizi de kara çarşafa sokarsınız,alın size islam...bence siz iran'a ya da suudi arabistan'a gidin...bu arada aczimendilerle bir bağınız var mı? :lol:
islam sosyalizm kadar medeni değildir,islamı araplar uydurdu sizde kuyrykğuna takılmışssınız..
yazılarıma gösterdiğiniz anlayış için tşk...
Meçhul can
Akıl gözü başkadır kalp gözü başkadır ikisinin işleyiş mekanizması farklıdır besleyen kaynaklar farklıdır ama sana bunu anlatmamız zor çünkü istemiyorsun
sabah akşam namaz kıldığımız falanda yok 5 vakit kılıyoruz toplam hepsi hepsi yarım saatide geçmiyor
bunun dışında müzik sanat bilim geçim aile eğlence birçok dal için zaman tüketebiliyoruz ama senin akıl gözün sadece 0 yarım saati görüyor yazık!
burada bilimle sanatla edebiyatla uğraşan fizik kimya ilimleriyle haşır neşir olan çok saygın insanlar abilerimiz var ama yine kalb gözün kapalı olduğu için göremiyorsun
islam modernleşmiş de ben bilmiyormuşum...hatta imam fetvalarında kapitalizmin zararlarını anlatsın...hep iman, namaz üzerine konuşacak değil yaa..bunlar dünya meseleleridir..siz en iyisi beni yasaklayın...yoksa yerimde durmam..

alone_man
Seviye 5
Seviye 5
Mesajlar: 1769
Kayıt: 13 Oca 2008, 21:28

Re: ELEŞTİRİ: "Uyanışın Hakikatleriyle nasıl.." başlığına hak.

Mesaj gönderen alone_man » 27 May 2009, 16:54

meçhul yazdı:
alone_man yazdı:
meçhul yazdı:
ALİ TARAFTARI yazdı:MEÇDUL ARkadaş VE DİĞERLERİ... SİZİN KALP GÖZÜNÜZ MÜHÜRLENMİŞ. NE DESEK SANA BOŞ.. İMAM ALİ (AS) DİRİLİP KARŞINA GEÇSE, BU ANLATILANLARI SANA ANLATSA YİNE DE İMAN GETİRMEZSİN. SEN SOSYALİZM- KOMÜNİZM- FAŞİZM GİBİ DEĞERİNİ KAYBETMİŞ FİKİRLERE KAPILMIŞSIN. BUNLAR ZATEN DİNLERE KARŞI KURULAN FİKİRLERDİ.
benim aklım var ,kalp gözünü ne yapayım .ben sizin gibi meczup değilim sabah akşam namazla abdestle kafayı yememişim, kafanızı deve kuşu gibi kuma gömmüşşünüz, dinden başka birşey görmüyorsunuz.size kalsa eşlerinizi de kara çarşafa sokarsınız,alın size islam...bence siz iran'a ya da suudi arabistan'a gidin...bu arada aczimendilerle bir bağınız var mı? :lol:
islam sosyalizm kadar medeni değildir,islamı araplar uydurdu sizde kuyrykğuna takılmışssınız..
yazılarıma gösterdiğiniz anlayış için tşk...
islam modernleşmiş de ben bilmiyormuşum...hatta imam fetvalarında kapitalizmin zaralarını anlatsın...hep iman, namaz üzerine konuşacak değil yaa..bunlar dünya meseleridir..siz en iyisi beni yasaklayın...yoksa yerimde durmam..
yahu burada zaten yerinde duramayan soran sorgulayan üzerine giden aklıyla analiz yapan insanlar isteniyor bu kadar çok hileden tuzaktan doğmadan başka türlü kurtuluş şansımız yokki bu kadar batıl ve yamuk önderin! arasından dalıp 12 imamlara başka türlü kavuşamayızki sen tam bu insansın ama inat etmemeli objektif bakmalı bolca okumanlı sorgulamalı düşünmelisin

Ali_Haydar
Üye
Üye
Mesajlar: 36
Kayıt: 18 Mar 2009, 15:59

Re: ELEŞİRİ "Uyanışın Hakikatleriyle nasıl.." başlığına eleştiri

Mesaj gönderen Ali_Haydar » 27 May 2009, 17:24

Selam mechul,

beni üzen ne biliyormusun?
Gercekten email`inden gösterdigin gibi, dersimli Ademsen, üzücüdür.
Aslindan gercek Aleviler dersimde hakklarini sonuna kadar savundular. Ama malesef bazi gücler orayi yokedip, gercek dinimizi unutturdular. En sonundan senin gibi torun bu zulümden ortaya cikti. Ve tam senin gibi, yani özünü kaybeden kisi, özunü bulan kisiye hakaret ediyor. Cok ilginc degilmi?

Insallah senin kalpgözün birzaman acilir.
Ali Haydar

beyazgül12
Seviye 3
Seviye 3
Mesajlar: 1044
Kayıt: 26 Haz 2014, 15:36

Re: ELEŞİRİ "Uyanışın Hakikatleriyle nasıl.." başlığına eleş

Mesaj gönderen beyazgül12 » 10 Eki 2014, 14:10

İlgili Kitabın önsözünü ve çelişkili gördüğüm bölümlerini buraya aynı şekilde aktarıyorum Hocam.Bu konularda bilgileriniz benim için tartışmasız kabul gördüğü için yapacağınız yorumlar benim için çok önemli yazarsanız sevinirim.Kitabın ismi önsözde geçiyor.İmam Muhammed Mehdi ( a s ) ile ilgili bölüm sayfa 128 yazan yerde..Selamlar ..

Sayfa 5 kitabın önsözü

Hemen her ulusta görülen din telkincileri veya din temsilcileri ,saf insanları:Tanrı nın veya onun yolunun temsilcileri olduklarını söyleyerek,mutlak bir sömürü düzeni kurup,bunu kurumsallaştırmışlardır.Böylece geniş halk kesimini yıllar yılı sömürmüşlerdir.Şimdiye kadar hiçbirisi Tanrı’nın mekanının insanın özünde olduğunu ,O’na ulaşmak isteyen bir kişinin kendi gönlüne girmesi gerektiğini ,söyleyememişlerdir.Aslında bunu kendileri de anlayamamışlardır.Anlayanlar da çıkarları ve sömürünün devam etmesini istedikleri için söyleyememişlerdir.Kişi Tanrı’yı özünde tecelli ettirdikten sonra bir aracıya gerek kalmaz.

Hz Muhammed’in “Ben rabbimden dört ilim getirdim;Şeriat ,Tarikat,Marifet ve Hakikat “dediğini ,ancak bu ilimlerin adlarını hem din adamları ,hem de hemen herkesin bilmesine rağmen uygulamada ancak Şeriat ve Tarikat ın varlığını görüyoruz.Marifet ile Hakikat nedir, nasıldır diyene hiç rastlanmaz.Oysa kişinin kendisini ezbercilikten kurtararak kendi kemalet ve faziletini bulmasının yolu marifet kapısından başlar.Şeriat ile Tarikat kapısı kişiyi ezbercilik çemberinden dışarıya çıkarmaz. Tecelliyet kapısı Marifet kapısıdır.Tecelliyet olmadıkça telkincilerin ,fetvacıların sömürücülerin ağından kurtulmak mümkün değildir.

Bu gün Hz Muhammed’i seviyorum diyenlerin O’nun ilminden bir zerre nasipleri yoktur.Hz Muhammed in ilmi cüz’i değildir ilmi Küllüdür.

İşte biz bu yapıtta bu ilmin özünü açmaya ,Hak ile hak yolunda menzil almaya çalıştık.Ezbercilik artık bitmiştir.Ne yaparsan ne söylersen artık kendi kudretinle yap ve söyle ;çünkü sende o kudret makamı vardır.Yeter ki onu bul ve kullanmasını bil .Kulhak baştan başa bu konuyu anlatacaktır.
Bu kitapta ,Marifet kapısının nasıl ve onun hizmetlerinin neler olduğunu kendi özünün kendine açılıp kendi tecelliyetine ermenin yollarını bulacak ve göreceksiniz.Tanrı’nın beytullahı insan oğlunun gönlüdür.Tanrı’ya ulaşmak ancak kendi gönlüne girmekle mümkün olur.Dışarda Tanrı’yı arayan kimse ,bir sömürü kurbanından başka bir şey değildir.

Ayrıca bu kitapta bu günün evliyası Hasan KOÇ babanın ve kendi köyüm olan Şeyhhasan ‘da yetişmiş Teslim Abdal ın hayatını ve nefeslerini bulacaksınız.

Yusuf ŞAHİN
1986-İstanbul
sayfa :11



HALK DEYİMLERİ

Halk deyimlerinde büyük hikmetler vardır.Kur’anı Kerim in içinde her şey mevcut olduğu gibi ,halk deyimlerinin içinde de her şey mevcuttur ve zengindir.Ne varki insanlar manaya aşina olamadıkları için ,sözün manası içinde dürülü kalıyor.Atom bulunduğu ve Ayın fet edildiği zaman Kur an da var idi dediler.Madem ki Kur an da vardıysa ,Kur an ı ençok okuyan Müslüman kesimi ,neden bu gerçeklere erişemediler?Sözde böyledir..Sözün bir meali bir de manası vardır.Mealini her insan anlar,manasını herkes anlamaz,er insan anlar.Mealinde kalan insan ,kesiretten geçip vahdeti veçullaha ermeyen ,ilmi cüz’i den geçip ilmi kün ‘e varamayan,manaya aşina ve kadir olamayan insandır.

Sayfa 13

Bu KULHAK yapıtımızda hep mananın anlaşılması savunulur.Manayı anlayıp idrak edemeyen ,anladığına da inancı olmayan kimse boş yere zaman öldürmüş olur.Bir sözü duyduğunuz zaman onu özünüze alarak tefekkürünüze havale edip onun manasını çözümlediğiniz zaman kudretine sahipsiniz demektir.Bunun aksine söz bir kulaktan girer öbür kulaktan fırlar giderse sana bir faydası dokunmaz.Yalnızca mealini anlamak ta tamam sayılmaz.Bu bir cüziyettir.Cüziyette kalanlar gafletin içinde kalmışlardır.Uyanamamışlardır.Böyle bir uykunun içinde ibadet ve teat eylesen ne faydası olur ki?Kişiye en önce kendisini gafletten uyandırması gerekir.Hakka hizmet bundan sonra başlar.Bu hizmet gerçek ve faydalı hizmettir.Uykudaki bir insanın mal varlığını ne kadar hırsızlasalar da hiç haberi olmuyor.Ancak uyandıktan sonra “ah vah “ ediyor.Eğer uyanık olsa hiç varlığını kimseye kaptırır mı? Mutlaka onun sahibidir malını korur.

Sayfa 16 FUKARALIK

İnsanların maddi ihtiyaçlarından yoksun kalmış olmaları ,yada fakir olmaları alın yazısı değildir..Bu yoksulluk ve fukaralık ile Tanrı bulunmaz;kemalete de ulaşılmaz ve hiçbir manevi kazanç da sağlanmaz.
Başta Hz. Muhammed olmak üzere tüm peygamber ve gerçek erleri ,yiyim ve giyim üzerinde yoksul bir görünümde gösterilmişlerdir.
Hz Muhammedin ,Fahri Kainat ismini ,kainatın en fakir adamı gibi …İbrahim Etem’in tacını ,tahtını,saltanatını terk eylediği gibi..vb.örnekler vererek-Tanrıyı bulacaksın-diye insanları yoksul,perişan ve zelliliğe itmişlerdir.
Hz Muhammedin Fahri kainat unvanını alması, dünyada ondan daha ziyade kafasından masivayı silmiş olmadığıdır.O ulu kişi özden uyanmış ,kafasından hurafeleri,ezberciliği sökmüş,atmış;Tanrı varlığını özünde tecelli ettirmiştir.Masivadan hiçbir eser kafasında ,gönlünde bırakmadığı içindir ki bir masiva fukarası olmuş,Fahri kainat ünvanını almıştır.
Kırkların şeydullahına gelince:Kırkların birisi olan Selman Pak kırk gün şeydullah eylemiş bir üzüm tanesi getirmiş.onu da ezmiş,engür eylemişler;biri içmiş,kırkı birden mesdi hayran olmuş.Şimdi size sorarım:Kırk kişiye on kilo üzüm yedirin bakalım,mest olurlar mı?Benim güzel efendim.Üzüm demek özümdür .Özden gelen bir söz ise ,kudret kelamıdır.Bu kelamı birisi algılayıp getirir,-kırk kişiye değil –yüz kişiye söylerse o sözden herkes mesti hayran olur.O zavallı telkinci bu anlama varamadığı içindir ki ,halkı dilenmeye şartlandırmıştır.Şimdi hiçbir millette olmayan dilencilik Müslümanlarda sayısızdır.Hem de bu işi utanmadan seve seve yaparlar.Çünkü öyle öğretilmiştir.
İbrahim Etem’in saltanatını terk eylemesi :Bu saltanat, senin kafanda ve iş bünyende yerleşmiş ve kökleşmiş olan dünyevi bilgiler,ana’neler,ezberlediğin ilimlerdir.İşte seni Tanrı ya kavuşturmayan bu saltanattır.İbrahim Etem ise güçlü gelmiş,bu saltanattan geçmiş ve bunu yıkmıştır.Dünyadaki barındığı evini yıkmamıştır.Onu yıkarsı nerede duracaktır.
Kalp gözleri mühürlü olduğundan manayı anlamayan ve bilmeyen kör telkinciler.Kendilerini uyarmadan elaleme mürşitlik ederler,kocaman bir milleti şimdi Avrupa devletlerine avuç açtırırlar.O Avrupa devletlerinin insanları çok mu akıllı ki,her icadı onlar yapıyorlar?Hayır.Türkler ve Müslümanlar da da akıllı kimseler vardır.Aynı zamanda her ihtas Kur an ı Kerim de mevcuttur.Fakat telkinciler bu insanların aklı idrakini o kadar şarta bağlamışlar ki ,bu şartlardan kurtularak kimse yeni şeyler düşünemiyor.Günah,sevap,farz,sünnet,kişinin kişiliğini yitirmiş.Bir daha da kendini bulamıyor,kendine gelemiyor.

Sayfa 21
İnsan için maneviyattan (din ,iman,Tanrı )önce insanca yaşamak gelir.Yaşam olmazsa hiçbirisi olmaz.Açlıkla yoksullukla ,hiçbir manevi kazanç elde edilemez.

Sayfa 25

Eski zamanlarda bu sahte telkincileri hükümette destekliyordu.Onun için emir ferman bunların elindeydi.Bir İslamiyet ismi altında yüzlerce yollar, mezhepler,tarikatlar sürdürüyorlardı.Halbuki Hz Muhammed’in olsun Hz İsa’nın olsun,yolu da bir,dini de birdir.Çeşitli değildir.Gerçekler genellikle bir din ve bir dondadırlar.

Sayfa 34 ve 35

Gerçek insanlık yolu marifette başlar.İnsanlar bunun tersini yapıyorlar.Şeriata giren ömrünü orada tüketiyor.Tarikata girende ömrünü orada tüketiyor.Marifetin ise nasıl ve ne olduğunu zaten bilen yoktur.Yurdumuzda bunun hocası yoktur.Şeriatta olan zannediyor ki ,Tanrı nın ondan başka yolu yoktur.Tarikatta olan da zannediyor ki Tanrı ya ondan başka giden yol yoktur.Kendilerini böylece avutup uyutuyorlar.Bir insan maneviyata gireceğim diye bir hazırlık yapmalıdır.Bu hazırlıkları üç madde de toplayabiliriz:
Birincisi :İnsanın manevi yaşamına hicbir katgısı olmadığı gibi maddi yaşamında da ilişkilerini altüst eden ,onu özünden uzaklaştıran çarpık bilgilerden tamamen arınmalıdır.
İkincisi :İnsanın şahsi felsefesi olan din, mezhep,tarikat gibi felsefelerden kendini arındırıp,tertemiz bir dimağla bu yeni felsefeyi öğrenmeye başlamalıdır.
Üçüncüsü :Sağlam ve vazgeçilmez bir ikrara ,imana sahip olunmalıdır.

Sayfa 36, 37

Şunu akıldan çıkarmamak gerekir ki ;tüm gerçek erler birer insandır.Peygamberler,evliyalar,embiyalar,veliler,nebiler vb.hepsi birer insan olarak dünyaya geldiler.Diğer insanlardan hiçbir farkları yoktur.Hiçbir insan farklı ve özel yaratılmaz.Ancak yaşam süreci içinde bu insanlar kendilerini eğitmeyi başarıp ,kemalete ermiş,faziletlerini bulmuşlardır.Diğer insanlar kendi işleriyle meşgul iken bu kişilerde manevi yaşantılarını yetkinleştirmişlerdir.Ancak yıllar süren çalışmalardan sonra bir gerçek er makamına gelmişlerdir.Etrafındaki insanlara da ışık tutarak onları kurtarmaya çalışmışlardır.Geçmiş tede bu böyle olmuştur,günümüzde de bu böyledir.
Bu yüce kişilerin makamlarına erişmek her insan için mümkündür.Bunun için önce dört kapıda gerekli eğitimi görmek lazım.Bu kapılarda eğitim sürdürürken kesinlikle fetvacılara kanmamalı,buradaki ibadetlerle zaman öldürmemelidir.Bu kapılardan geçerken tek ve en temel düşünce ,gönüle fetvacıların safsata bilgilerini doldurmamaktır.
Sayfa 39

Şeriat alimleri yollarına girmeyen ,dediklerini yapmayan kişilere “kafir “derler .Oysa dünyada kafir yoktur.Çünkü her milletin ve her insanın kendine göre bir inancı ve bir yolu vardır.O halde neden kafir olsun.Dünyada sadece gafil vardır.Gafil olduktan sonra ister Müslüman olsun isterse Hıristiyan olsun hiçbirşey fark etmez;çünkü o da gafil öteki de gafildir.
Birde şöyle bir deyim vardır. “Elhamdülillah biz müslümanız onlar gavur derler.Bunu demek için onun işleği sende olmamalıdır.



Sayfa 43 HALKIN UYGULADIĞI DÖRT KAPI

İnsanı kamil olmanın yolu dört kapıdan geçmektedir.Birincisi Şeriat,ikincisi Tarikat,üçüncüsü Marifet dördüncüsü Hakikattır.
Her peygamberin ve gerçek erin dünyaya gelişinde ve yaptığı işlerde belli bir sıralama görülmektedir.Bu sıralama hiçbir zaman en son öğrenilmesi ve bilinmesi gerekeni önce ya da ortalarda öğrenecek şekilde olmaz.Bu kapıların kurulması da belli bir tarihi süreç yaşadı.Sırası ve zamanı gelmeden hiçbir kapı kurulmadı ve ondan söz edilmedi.Çünkü Tanrı yaptığı işi gelişime göre ayarlamış ve yapmıştır.İnsanın özüne yolculuğuna araç olan bu kapılar belli dönemlerde ihtiyaç duyulduğu zaman o dönemin yetkin kişileri o kapıyı kurdu ve yollarını sürdürdüler.Nitekim bu yollarda onlarca yüzlerce insan kendi özüne girerek yolculuğunu tamamlayabildi.Bu gün de hala bu yollarda yürüyen ve yürümek isteyen onlarca ,yüzlerce insan görmekteyiz.
Şimdi aşağıda bu kapıların gerçeğini değil bazı kesimlerin uygulamasını vereceğim.İleride aslını esasını açıklamaya çalışacağım.Halk bu dört kapıdan ikisine erememiş veya unutmuş.Belki de bu kapıları açıklayanı bulamamıştır ki ,kapının ikisi var ikisi yoktur.Bunu bilmeyen yoktur.Buna rağmen “hani bu dört kapının ikisi”diyene de rastlanmaz.

A) Şeriat kapısı :İslamiyetin ve insanlığın ilk adımı şeriattır.Bunun farzı beşdir.Sevm ,selat,Hac ,zekat,kelimeyi şehadettir.İnancı ise Amentü Suresinin şerhidir.Allaha Peygamberine ,Meleklerine ,kitaplarına dünya ve Ahiret gününe,her şeyin de Allahtan olduğuna inanmaktır.
Bunlar bir insan için çok gerekli ve faydalı şeylerdir.Fakat insanlar bunu faydası için değil,bir borç olarak yaptıkları için hiçbir fayda sağlayamazlar.Eğer gerçeğini yapsalar,düşünün ki beş vakit Tanrı huzuruna çıkan veya duran bir kişi dünyada hiçbir kötülügü yapamaz.Çünkü yapmaya zaman ve fırsat bulamaz.Ne yazık ki gafil kimseler,”ibadetin yeri ayrı ,kabahatin yeri ayrı “diyerek her ikisini de birden yapmaya devam ediyorlar ve böylece de şeriatını tamamlamış oluyorlar.Tabikidir ki bu bir hakikat değildir.Kişinin kendi anlayışı ve kendi kendini aldatmasıdır.
Şeriat kapısının birde kurban kesme vacibi vardır.Bu kapıda adak kurban nadiren olur.Ekseri Kurban bayramında keserler.Tekbir getirir keserler. Pişirmeden çiğ olarak da üçte birini dağıtırlar.Hiç düşünmezler ki çiğ olan bir şey yenmez Pişmiş ile çiği anlayacak kadar da idrakleri olmaz.

B) Tarikat :Halkın uyguladığı tarikatların çeşidi çoktur.Aslında bir Tarikat vardır.Oda Hz Ali nin kurduğu tarikattır ki ,bu Tarikatı günümüzde uygulayanlar sadece Alevilerdir.Hz Ali nin kurduğu Tarikat ,Mekke fetedildikten sonra Hz Muhanmed’in Hz Ali ye kurdurduğu tarikattır.Tarikatın kurulmasında tarihlerde uzun boylu bir kayıt yoktur.Yalnız şöyle tahminler yürütülebilir.
Hz Muhammed dış düşmanlardan halas olunca insanların manevi olarak kendilerini tamamlamaları için şeriattan daha ileri ,hak yoluna bir çalışma sistemi ortaya koymak gerekti.İkinci ihtimal ise Sufyani kavminin gerçekten Müslüman olduğuna ait bir nabız yoklaması idi ki ;Hz Ali yi tarikat lideri yapmıştır.ve düşünüldüğü gibi Hz Ali nin ve Hz Muhammed in yakınlarından başka Arap kabileleri ve Sufyanilerden hiçbiri bu tarikatı kabullenmemişlerdir.Çünkü Hz Ali ye intisap eylemek zordur.Daha yakın zamanlarda bunların babasını ,amcalarını ,oğullarını Hz Ali kılıçtan geçirmiştir.Bunu unutmak sadece Müslüman olmakla önlenememiştir.Fakat şu varki :İsa geldiğinde ona tabi olmayanlar Musa da kalmıştır.Hz Muhammed geldiğinde o na tabi olmayanlar da İsa da kalmıştır.Hz Ali nin tarikatına tabi olmayanlar da şeriatta kalmıştır.!”Tanrı ya inanmak ,Peygamberi kabul eylemek ve onun kitabı bize yeter ,başka bir ilim yol istemeyiz” demişler.Halen de bunu söylerler.Netice tarih o devirden biraz ilerlediği zaman insanlar eskileri peyder pey unutarak birbirine sevgi bağları kurmuş olmalılar ki yeni tarikat kurmaları gerekmiştir.Hz Ali yi halen benimseyemedikleri için kendileri ona intisap eylemeden birer tarikat kurdular.Bunları saymaya gerek yok.Alevi tarikatından başka birçok tarikatlar vardır.Bunların hepsi de sunni tarikatıdır.Fakat bu gün hangi tarikat olursa olsun artık Ehlibeyti ve Hz Ali yi sevmeyen ve övmeyen kalmamıştır.
Bu tarikatların çeşitleri ne kadar çok olsa Alevi tarikatından başkasının işlevleri hemen hemen birbirinin aynısıdır.
Bir şeyhe veya bir seyide intisap ederler, el tutarlar.Onun vereceği telkin gereğince zikir çekerler.Bazende şeyhlerin huzurunda toplanarak tevhid çekerler.
Bunlardan başka Alevi Tarikatı olmayan bir de Bektaşi tarikatı vardır.Bu tarikatın biraz Alevi tarikatına benzerliği varsa da aynen değildir.Bunun kurucusu ise Hacı BektaşiVeli nin vasiyeti üzerine dergahına hizmetcisi olan İdris Hoca nın çocuklarından birisinin Hacı Bektaşi Veli nin irfan ve faziletini anlayamadığından ,kafası kavrayamadığından ,onu boş bırakmamak için onun adına atfederek bir tarikat kurmasıdır.Oysa gerçekte bu zat Hacı Bektaş i Veli nin irfan ve faziletinin üzerine bir kül örtmüştür.Resul Balı ile Mürsel Balı arasında çıkan bu ayrılıkla Mürsel Balı,Hacı Bektaş Veli nin yolunu dergahta baba kolu diye aynen devam ettirmiştir.Bu baba kolu Anadolu ya yayılmamış,sadece dergahta kalmış,uygulanmış onun için Tekkeler kapatıldığında dervişler dağılmış ve Hacı Bektaşi Veli nin kurduğu Marifet kapısının da sonu gelmiştir.Bu gün yurdumuzda Marifet kapısının hizmetlerini izah edecek bir bilgine de rastlanmamaktadır.

Sayfa 47
Şöyle söylerler:”Tanrı Muhammedin nurunu Ademe verdi o nur Adem den sırası ile kime nakil etti ise o peygamber oldu.İlk baştan Ademe verdiği için Adem peygamber oldu.Şunu iyi bilelim ki Adem peygamber olduğuna göre hepsi de Ademdir ve hepsi de peygamberdir. Amma değil. Niçin değil?İşte o Muhammedin nuru tecelli eylemediğinden değildir.Bu bir aşktır.Aşk her kime tecelli eylese o adam hem peygamber hem veli ve hem ehli hal ve hem de evliya olur,hepsi aynıdır.
Sayfa 48
Hz Muhammed sanıldığı gibi nurdan gelseysi, gökten inerdi. Fakat Hz Muhammed her insan gibi gövdeden indi. Anasura erbaya büründü, Çar anasur gömleğini giyindi.yani nefse büründü geldi. Fakat Hıra dağına çekildi, ibadet ve riyaziyete nefsini yendi,kendini yetiştirdikten sonra peygamberim dedi.Bizler gibi kendi yeteşmeden halkı yetiştirmeye kalkmadı.

Sayfa 53 TARİKAT KAPISI

Tarikatın Kurucusu:Tarikat kapısının kurucusu Hz Ali dir.Hz Ali den sonraki kurulan tarikatlar ise ya onun yolunun başka bir benzeridir.Ya da onun yolunun yozlaştırılıp kullanılmasından çıkar sağlanmıştır.

Sayfa 55
Günümüzde Sunni tarikatı dediğimiz çoğunlukta olan tarikatların hizmetleri çok basittir.Sadece bir şeyhten el tutmak onun,onun açıklaması na göre zikir ve ibadet yapmaktır.Gercek önemli olanı bu günkü Alevilerin icratını yaptıkları Hz Ali nin kurduğu tarikattır.Onun hizmet ve şeklini aşağıda veriyoruz.




Sayfa 59
İleride uzun uzun üzerinde duracağımız gibi Hacı Bektaşi Veli bir tarikat piri olmayıp hiçbir zaman da bir tarikat kurmak için çalışmamıştır.O,daha üst düzeyde bir yol için Marifet kapısını açmıştır.Bunun için bütün tarikat pirlerini toplayarak marifeti kavramaları için eğitmiştir.

Sayfa 60

Bektaşi tarikatı Alevi tarikatının benzeri ise de bu tarikatta müsaip tutmak yoktur. Alevi tarikatında her çift kişiye bir kurban kesilir .Buna tercüman kurbanı derler.Bektaşi tarikatında ise köy toplanır ,hepsine bir birlik kurbanı kesilir.bununla tarikatı tamamlarlar.Bundan başka tevhit de olmaz,tarikata düşenlere tarik çalınmaz,pençe ile sıvazlanır.Velhasıl her ne olursa olsun bunlar çıkar ve menfaat icabı oluşturulan yol ve tarikatlardır.

HOCA AHMET YESEVİ sayfa 60/61

Hoca Ahmet Yesevi ,Yesevi Şehrinde bulunan üçyüz tarikat pirinin meşiki idi.Peygamber ve ondan sonra İmamlardan devredilip gelen emanetler de o na kadar ulaşmıştı.Hoca Ahmet Yesevi ,Hz Ali nin oğlu Celal Abbas ın oğludur.Kerbela olaya sırasında üç yaşında iken Kerbela ya götürülmeyip Medine de bulunan Muhammed Hanefi nin yanına bırakılmıştı ve bu yüzden de katliamdan kurtulmuştu.Bu nedenle ona Muhammed Hanefi nin oğlu diyenlerde vardır.

Gerçek bir mutasavvıf olan Hoca Ahmet Yesevi uzun süre birçok kişiye irşadiyet yolunu gösterdi.ve onları eğitti.O zamanlar aklı birazcık yeten bir kişi bir tarikat kurar,bir çok talip peyda ederek bunların sırtından geçim sağlardı.Hoca Ahmet Yecevi nin zamanında(Hz Ali bir tarikat kurduğu halde)tarikatların sayısı 27 ye yükselmişti.Bütün bu olanları düşünen Hoca Ahmet Yesevi ,bu zavallı insanları bu tarikat sömürüsünden kurtarmak için daha üst düzeyde bir ilim ve bir kapı açmayı düşünürdü.Fakat kendisinin müridleri olan tarikat şeyhlerinin kafasını ölçerdi.Hiç birisinin de böyle bir ilime ve kapıya yanaşmaya bilgileri kafi gelmiyordu.Çünkü onlar ancak halkı sömürüye bağlamayı amaçlamışlardı.Hoca Ahmet Yesevi nin yeni bir kapı açıp da insanları sömürüden kurtarması tabiki bunların amacına ters düşecekti.Hoca Ahmet Yesevi ara sıra “Ben yaşlandım emanetleri birine vereceğim diyordu “şeyhler acaba hangimize verecek diye bekliyorlardı.Oysa Hoca Yesevi nin emanet dediği şey eşya değildi.O nun kuracağı yeni bir yol ve açacağı bir çığırdı.Şeyhler emanetleri hangimize vereceksin diye sorarlardı. O da “Sahibi var gelecek “derdi.Emanetler dedikleri beş parça eşyadır.Böylesine üstün yetenekli ve ulu kişilerin eşyaya değer vereceğini sanmıyorum.Bunun emanetler dediği olsa olsa bir manevi saltanat ve manevi sultanlık olsa gerektir.Bu sultanlık Hz Muhammad den Hz Ali ye onlardan sırası ile On İki İmamlardan sonra Hoca Ahmet Yesevi ye gelmiş olacaktır ki elbette bu da yerine bir vekil tayin edecekti. Ve bu manevi saltanatı bir güvendiği ele verecekti.Bu yüzden de “bu emanetlerin bir sahibi var gelecek “diye bekler dururdu.







HACI BEKTAŞİ VELİ sayfa 61/62

Hz Muhammed in Hz Ali yi kucağında büyüttüğü gibi Hoca Ahmet Yesevi de Hacı Bektaş Veli yi aynen öyle kucağında büyütmüştü.Hacı Bektaşi Veli nin bu emanetlere sahip olacağını önceden Hoca Ahmet Yesevi tahmin etmişti.
Hacı Bektaşi Veli öylesine yetkin bir kişi haline gelmişti ki ,Hoca Ahmet Yesevi emanetleri vereceği kişinin o olacağına artık kaniydi.Tarikatların ötesinde açacağı bir kapının (Marifet )kabulleneceği ve anlayacağı bir duruma geldiğinin bilincine varmıştı.Hoca Ahmet Yesevi bu tarikat pirleri olan mürşitlerini de gücendirmemek için şöyle şartlar koştu.
Hoca Ahmet Yesevi:”Benim dört şartım vardır,her kimki bu şartları yerine getirirse emanetleri ona vereceğim”diye buyurdu.
1- Hoca Ahmet Yesevi nin evlatlığı olan Haydari sultan o sıralarda Şırvan aşireti tarafından esir edilmişti.Bunun kurtarılması.
2- Suyu olmayan dergahın avlusundan nazarı kudretiyle bir su çıkarılması
3- Bir yere darı yığını yapılacak bunun üzerine seccadeyi atarak iki rekat namaz kılacak,darılar hiç oynamayacak.
4- Emanetler olan Tacı saadet,Hırka,Post,Kemerbest,Birde çırağ
Bunlar hiç kimsenin eli değmeden nazar ve kudretiyle yerli yerine sahibinin önüne gelecek ve çırağ kudretten yanacak.
Bütün şeyhler teker teker bu işi denerler hiçbirisi de bu büyük hikmeti yapamaz.Sıra Hacı Bektaşi Veli ye gelir.Hacı Bektaşı Veli Hoca Ahmet Yesevi ye ;”Himmet eyle ya pir “diyerek işe koyulur.Önce Şırvan aşiretine giderek (uzun yazmaya lüzum görmüyorum)çeşidi belirsiz mucizelerle Haydari Sultanı kurtardı.Desti nazar ederek dergahın avlusundan suyu akıttı.Darıları kıpırdatmadan seccadeyi üzerine attı,iki rekat namazda kıldı.Nazarı kudretiyle emanetler de geldi,ve çırağ yandı.Bunu gören şeyhlerin artık sesi çıkmadı ve Hoca Ahmet Yesevi de Hacı Bektaş Veli nin yetkin bir şahsiyet olduğuna inandı. Ve güvenilecek bir el olduğunu gördü.Bundan sonra kafasında düşündüğü marifet kapısını buna açıkladı.Tarikatın üstünde bir kapı açması için kendisine açıklama ve himmet eyledi.bu konuda onu eğiterek yetki verdi ve Anadolu ya gönderdi.”Git Rum diyarı senin ekmeğin olsun,icraatını orada yap”diye nüfus eyledi.Onun için Rum Diyarının Sultanı Hacı Bektaş Veli oldu.

Sayfa 64
Neticede yaşlanıp fani dünyadan gerçek dünyaya göç etmesi yaklaşınca halifelerini toplayarak şu vasiyette bulundu:
1- İdris Hoca ya dönerek,Senden gelen benim yurdumun bekçisi olsun,yani bu dergahın bakımı,geliri gider,hizmeti tamamı onlara aittir.
2- Ancak buraya benim yerimde oturacak bir mürşidi,cemiyet içinden en yetkili birisi geçer,getirirsiniz dedi.Benim işime gelince,sabahtan bir kır atlı gelecek,o beni yur,kıkar kabre kor,sakın karışmayın der.
Ertesi sabah Hacı Bektaşi Veli göçmüştür.Bir atlı gelir,yüzü nikaplıdır.Yur,yıkar mezara kor;gideceği zaman halifelerden Sarı İsmail koşar peşine “Yahu dur bakalım sen kimsin ?bize bildir “der.Atlı geri döner,nikabı kaldırır ki Hacı Bektaşi Veli.O zaman şunları söyler:”Er verdiğini almaz.Gerçek gördüğünden ayrılmaz.Erenler de kendi cenazesini kendisi yur ,kabre kor,kendi nihan olur”sonra sırra kadem basar,gider .
Hacı Bektaşi Veli nin birinci vasiyetindeki nutku bugüne kadar devam etmektedir.İdris Hoca Baba dan Kadıncık Ana (kutlu melek )anadan gelen bu günkü Ulusoylar halen dergaha hizmet etmektedir.


Sayfa 67 MARİFET VE MANA GÖZÜ İLE DÖRT KAPI
Şeriat Kapısı :Dünyada görünen her şey bir şeriattır.Çünkü görünüyor ve vardır.Fakat insan olan bu varlığın sureten göründüğü şekliyle değil,birde mana gözü ile aynı şeye bakarsa o varlığın iç bünyesinde sana söylediği bir şey vardır.Görünen bir varlık mutlaka senin bir parçandır,senin bir parçanı sana bildirecektir.”Görünen kendinsin bil yoktur ağ yar “der gerçek.Yani hiç de yabancı bir varlık yoktur.Hep senin varlığın kenara çıkmış seni sana haber veriyordur.Yeter ki mana gözü ile bakan da manadan anlayabilesin,manayı çözümleyesin.Örneğin;Derya .bir insan konuştuğu zaman derya demezler mi ?Ağaç.manası ağzın aç,senin bu halin çok güzel,yere serdiğin halı veya senin durumun aynı ifadedir.Her şey buna benzer bir manadır.
Tarikat :Tarihteki olaylar vardır.Bunları kitaplarda büyüklerden duyarız bu duyduğumuz olayları kendimizi kötü işleklerden korumuş oluruz.Gerek iyi bir olay olsun ,gerekse fena olsun kendini bilip anlayan insan için bunlar insana birer ışık tutmuş olur.İşte tarikat demek tarihi inceleyerek kendini düzeltmek demek olur.Ayrıca da o olay senin vücudunda da oluyor dur.O zaman olmuşsa aynı şey şimdi de oluyordur.Arayıp yerini bulduğun zaman insanlığını ispatlamış olursun.Okuyup dinleyip geçmekle hiçbir fayda sağlanmaz.Bir örnek Kerbela Vakası olmuştur.Tüm insanlar İmam Hüseyn e acırlar ve onlara zulüm edenlere lanet ederler.Hiç bilmezler ki aynı vaka kendi vücutlarında da oluyor.Ruhun Hüseyin Nefsin de Yezittir.Her zaman nefsin ruhuna zulmetmektedir.İçini temizlersen İmam Hüseyin e yardım etmiş olursun.

Marifet Kapısı :sayfa 69
Marifet kapısı ve bunun işleği ise buraya kadar bildiğini, öğrendiğini, alıştığını,inandığını tamamen atmak,yeniden bir sabi olmaktır.Eğer bu işi gercek olarak tam manasiyle yaptığın zaman sana yeniden bir bilgi gelir ki o bilgi kimsenin bilmediği bir kudret ilmidir.Bu da bir tecelliyettir.O zaman sen öyle bir bilgiye ,duyguya gelirsin.Alim, ulema,bilgin, yetkin,profösör bile senin yanında toz olur.Sana kimse cevap veremez.Çünkü sen onların bilgisinin dışına çıkmışsındır.Hak bilgisi içine girmişsindir.Onlar da hak bilgisi olmaz,onlar cüziyet ilminde kalırlar ,sen ilmi küne geçmiş olursun.Seninle artık senin dilinden bilenler konuşabilir.
Hakikata gelince :her şeyin onu hakikatından görmektir.Yukarıdaki kapıların hepsinden de geçerek teslim ve rıza babına girmek ,her ne derse Tanrı eyler ve her eylediğini hoş eyler.Kendi ancak seyirde kalır.seyri sülük makamına girer,mürşitlik ustazlık da yapmaz.Sadece icap eden yere bir nazar eder.Nazar etse dağı taşı eritir.İhsan eder gönülleri arıtır.
Marifet Kapısı 69/70
Marifet kapısının kurucusu Hoca Ahmet Yesevi dir.Uygulayıcısı ise Hünkar Hacı Bektaş Veli dir.Yolu ferdi ibadet yoludur.Bir kişi kendi nefsini yenmek için mücadele edip, kendi gönlünü Hak kın birliğine yetmeye çalışır.Bu kapının en güzel yanı kişinin kendi iradesiyle kendi mücadelesini vermesidir.Kendisiyle gönlünü yar eden ,bir eden bu yolda menzil alır.Tarikatlarda bir çok kimseler bir araya gelir, tarikat icra ederler ki bunca kişinin bir gönüle girmesi çok zor olur.Marifet öyle değil.Kerdi gönlünü kendine yar edeceksin.Ona bakınca çok kolaydır. Ne yazık ki kimseler yapmıyor.
Bundan evvelki kapılara bakınca bu kapının işlek ve iştihadı tamamen değişiktir.Çünkü şeriat ve tarikatta sevap diye yaptıkları şeyler bu kapıda günah sayılır.O kapılarda bilgi ilim öğrenmek caiz iken aksine bildiğinden geçeceksin.Şeriat ve tarikatın hizmetleri hareket ile gösteriş ile ,zahirde yani dışta olduğu gibi bu kapının hizmetleri hareket ile gösteriş ile olmaz.bedenen gönülen manen olur.Onun için ne kimse görür,ne bilir ve ne de anlar.

Sayfa 83

Bir insan ;insan ve insanı kamil olmak için tam manasıyla kendini bulmaya yetiştirmeye ,hak olmaya yönelse başkasını yetiştirmeye mürşitlik etmeye zaten vakit ve zaman bulamaz.Bunu yapanların hepsi de kendinden haberi olmayanlardır.
Bir kişi kendini kurtarmak için mutlak bir aşamaya bir çileye ve bir hizmete girmesi gerekir.Hz Muhammedler,Hz Aliler,Hacı Bektaşlar,Mevlanalar ve daha başkaları hepsi de bu hizmetten ve bu nefsin çilesinden ruhlarını uyararak kudret sahibi olmuşlardır.Bizim bildiğimiz gibi beş vakit namaz kılmakla ,akıllı akıllı konuşmakla ,ben seyidim felandan geldim demekle kimse davasını halletmiş değildir.
İnsanlığa hevesi olan bir kişi düşünür ve danışır kendi ruhunu nefsinin zulümetinden kurtararak kendisini de ismi haslar seviyesine çıkarır.Ey benim Seyit kardeşim ,Mürşit kardeşim Şeyh kardeşim kendini kurtardın mı da Alemi irşat eylemeye ,kurtarmaya çalışıyorsun?Kendinden ne haber?Hiç bir defa kendi vücudundan bir haber alabildin mi ?

Sayfa 85
Erlik o dur ki nefsini yenmeye çareler ve hizmetler bularak onu zararsız hale getirsin.Bir düşünün ki bunca insanlar içinde gerek şeriat ,gerek tarikat,gerekse başka yönlerden hak yolu diye çalışanlar vardır.Hani kim evliya olmuş kim kendini kurtarabilmiştir.?
Demekki sadece kendini aldatmaktan başka bir şey yapmıyor.Ancak bellemişlerki nefsini öldüreceksin nefis öldürme neyile nasıl olur yolu ve hizmeti nedir bunu kimse bilmez bilsede semtine varmaz.O halde hiç de bir şey elde edemez .Yine kendini yitirmiştir ,yine kendinden haberi yoktur.

Sayfa 91
Gönül şehrinde bir alem vardır ki buraya cennet ala derler. İlme cüzideki insanlar her ne kadar kendi içilerinde ise de yine uzak dururlar.Alem insanda ama insan alemde değil,nefsinin ambarında gömülmüş.İlmi cüzi nin bataklığına batmış,kendi diyarından mahrum kalmış,yabancı bir diyardadır.Bu diyardan bir türlü kurtulup kendi diyarı ve öz varlığı olan ilmi küne gelmez:çünkü cüziyette bir çok bağlar vardır ki onunla fetvacılar bu kişiyi sıkıca bağlamışlardır.Farz ,sünnet,rusum,kuyudat gibi bağlar.
Sayfa 98

Şeriat kapısında kurban bir tek tekbirle kesilir ve çiğ olarak dağıtılır.Buna hiçbir dua olmaz.Aslında tekbir her yerde kesilene de getirilir.
Tarikat kapısında yine tekbir ile kesilir ,pişirilir,halkı çağırır yedirirler.Bunu yemek için gelenler dua eder Pişmeden hiçbirşey kemalatını bulamaz. Şeriat ehli olanlar bu idrakden de yoksundurlar.
Marifet kapısında can kurban olur Hayvandan kurban orda kabul edilmez.Hakikat de ise hiçbirşey olmaz .Her şey Tanrı nındır.Mal sahibine teslim edilmiştir.Başka varlık kalmamıştır. Dava bitmiştir.

CENNETTE KEVSER IRMAĞI
Şeriat hocalarınca (Cennette bir Kevser ırmağının olduğunu ,bunun da dört gözü olup ,birinden bal,birinden yağ,birinden süt ve birinden de su aktığını söylerler.Sakisi Merdi Meydan Şahi Merdan Aliyyünmürteza olan bu ırmağın suyundan orada mü’min kullarına Tanrı ikram ederek içirecekmiş.Edip Harabi (bekle ki içesin öbür dünyada )der.İşin gerçeğine bakalım.
İnsanoğlunda 12 feyzi kudret gözü vardır.Fakat bu gözleri nefsin pisliği tıkamıştır,Tanrı nın rahmeti vücuda sızım yapamaz.Böyle olunca insan gafletten uyanamaz.Konuştuğu sözün manasını bilemez başkasından sorar.Kendi kudretinden tek söz söyleyemez,hep ezberden konuşur.Kendi gördüğü rüyayı kendi tabir edemez,bir başkasına tabir ettirir.

Sayfa 125
Herkes gibi gerçekler ve peygamberler de türlü eziyetlere katlanarak nefsinin atmosferinden kultulmuşlardır.


Sayfa 128

Şöyle bir deyim vardır: Ahır zamanda Mehdi çıkacak,adalet devri yürüyecek,kurt koyun ile gezecek,kimse kimseye kötülük etmeyecek. Zavallı insanlar böyle söyler beklerler.Kendi kendilerini aldatmış olurlar.Mehdi nin zuhur etmesi ,senin hak tecelliyetine ermen ,ruhun mıntıkasına geçmendir.Kurt nefsin,koyun ruhun,ruhunun nefsinle dost olmasıdır.Tarihte bir olay olduğu zaman mutlaka o sende de oluyordur.O nu ara bul masal gibi dinleme.Kendi vücudunda bir adalet başlar,kimseye kötülük etmez ve de düşünmezsin.Adalet devri senin adalete erişmendir. İnsan nefsini islah ederse,onu emrine alıp ona gerekli gıdayı vermezse nefis adama hiçbir zarar vermez.Bilakis önceleri düşman olan nefis ,bu defa sana dost olarak işlerinde yardımcı olur,bilmedin şeyleri sana haber verir.

Sayfa 140 /141
Bir insanda her ne kadar ilim olsa tecelliyeti celp edemez.Tecelliyeti irfan celp edebilir.Bir kimse bu ezber kalesini fetedememiş ise ,telkincilerin elinde “cennete gideceksin ,burak seni sırtına alacak sırat köprüsünden geçeceksin,cennette türlü çeşit nimetler senin için hazır.”fetvaları ile avunarak bir dünya ehli olacaktır.Behey gafil kardeş kendine gelsene!Can etin içinde Burak senin ahındır.Can etin içinde oldukça sana türlü meyvalar burada mevcuttur.Sırat köprüsü dediğin sıfatındır.Ondan zatına geçmektir.Burada yapacağın göreceğin işleri bir başka diyara atıyorsun.Bununla hak aldanmaz ancak sen kendi aldatmış olursun.
Gafil insanlardan geçeklerin sözü edildiği zaman onlar evliya derler .Dünyada bir takım evliya ,embiya;diğer taraftakine de gafil insan denmez.Tanrı yarattığında insanları eşit yaratmıştır.Her insan makamını mevkisini kendi emeğiyle seçmiştir.Tüm insanlar evliya olmak hakkına haizdirler.Kur an ı Kerim de Tanrı “Biz Ademi aziz ve kerim kıldık.””Biz Ademi yeryüzüne halife ettik”Aklını kullanan insan her türlü fetvadan bir an önce kurtularak kendisine döner ,kendi gönlünü inceler.Ne Cehennemden korkar,ne Cenneti arzu eder.Artık kendisi ümmül kitap olur.

Sayfa 142
İnsana “Ademi seyfullah “derler.Adem ilahi varlıktandır.Adem saftır,asildir,temizdir.Ademin aslı ilahi varlıktandır.Onun için Adem Kabe dir,Beytullah dır.Tanrı nın Beytullahı Adem dir.Adem in beytullahı ise kendi özüdür.İki gafil Arabistan a giderek “ben beytullaha gittim “der.bir de öğünür.Oysa beytullahın semtine bile varamamıştır.Çünkü Beytullah kendinin özüdürlÖzünü de bilmez ,sözünü de bilmez.Ademin gönlü bu kadar azim iken Tanrı nın mekanı iken bir başka yerde uğraşırlar.Hele gerçeklerin sözü hiç duyulmaz,çünkü kulak yok dünya kapatmış.



Sayfa 149 GERÇEKLİK

Veli,Nebi,Evliya,Embiya,Ergin,Yetkin,Mutasavvuf,Aşığı Sadıklar.Hepsi aynı inanç aynı kanaat ve aynı anlayış,aynı bilinç içindedirler.İsim ve rütbeleri ne olursa olsun hepsi birdir birliğe gelmişlerdir.Öte yandan :Hoca,dede,şeyh alim,ulema,bilgin kendine seyitlik süsü verenlerin hepsi gafildir.Kendileri dünya mezbelesinde çırpındıklarının farkına varmadan başkaların kurtarmaya çalışır.Hem yukarıdaki birinci gurubu asla kabul eylemezler ve çekemezler.Saliklerine ve insanlara onları daima kötülerler.Birinci guruba topyekün Gerçek Er ler veya Gerçekler deriz.İkinci gurubun saliklerine de gafil veya avam deriz.

Sayfa 151 GERÇEKLER
Büyük fedakarlıklar ve cefalara katlanarak maneviyatlarını kurtarıp hakikat makamına ulaşan kişilere Gerçek Er denir.
Gerçek erler erdikleri maneviyatın kendilerine vermiş olduğu kudrete göre ikiye ayrılırlar. Birinci gurup İmam Hasan kolundan olduklarından daha çok kudretli ve celalli olurlar ki , bunlara talip ve sevici olmazÇünkü zamanında İmam Hasan a “sana talip yok denildi.”celalli ve sert olduklarından kimse onları sevemez ve talip de olamaz.Onlar da zaten talip istemezler.Onlarda insan yetiştirme hevesi olmaz.Sadece gittikleri zaman kendilerinde ki kudreti bir adama bırakır giderler.Kimsenin kendisine talip olmasını istemedikleri için peşine düşenlere daima cefa ve bela verirler.Bu yüzdende kimse bunlara yanaşmak istemezler.Çünkü ateşin yanına varılmaz.

Sayfa 153
Hz Muhammed in “Benim ehli beytim kıyamete kadar bakidir”dediği kişiler işte bu gerçek erlerdir.Ben soydan geldim deyip kendilerine Evladıresul süsü verenler değildir.”Özünü bilenler velidir veli”Özünü sözünü bilen her şeydir. Peygamberler ve velilerde bir Gerçek er dir..Onlar adamın dışında değildir.Diğer insanlardan farklı olarak onlar kendileri Gerçek Er olmakla yetinmeyip ,çok büyük topluluklar da gafletten kurtarmayı üstlenerek çalışmışlardır.O gerçeklere saygı ve hürmetimiz sonsuzdur.

Peygamberlerin koyduğu dinin hiçbirisi bir diğeri ile çatışmamıştır.Hiç bir din diğeriyle çatışmayı emreylemez.Bu çatışmayı yaratanlar onların mirascıları ve çıkarcıları ile fetvacılardır.Dört kitapta incelediğinizde görülecektir ki ,hepsi doğruluk,hüsnü ahlak,fazilet,şefkat ,merhamettir..Temelde kitaplar aynıdır.Hiçbir farklılık yoktur.Değişikliği Tanrı nın gelişime göre işini yaptığından dünkü kanunun bu gün hükmü geçerli sayılmaz.sayılsa da bir fayda sağlanmaz.Her zamanın bir durumu ve bir hali vardır. Zamana göre iş yapılır.

Kullanıcı avatarı
3nokta
Seviye 10
Seviye 10
Mesajlar: 3374
Kayıt: 26 Ara 2006, 22:16
Konum: Meşhedi313

Re: ELEŞİRİ "Uyanışın Hakikatleriyle nasıl.." başlığına eleş

Mesaj gönderen 3nokta » 11 Eki 2014, 00:28

Bunu incelemek üzere Bektaşilik forum başlığına taşıyorum.
nokta koymuyoruz artık cümle sonlarına
noktayı koyacak olan sensin anlasana
. . .

Cevapla

“Hikaye, Kıssa ve Nükteler” sayfasına dön