Kızılbaş Kavramı

Aleviliğin tanımı, tarifi temeliyle ilgili konuları burada paylaşabilirsiniz.
Musa Özateş
Mesajlar: 1205
Kayıt: 17 Mar 2007, 01:17

Kızılbaş Kavramı

Mesaj gönderen Musa Özateş »

Osmanlıya Göre Kızılbaş
Uhud harbi sırasında Hayberin fethinde ve daha sonraları da dahil olmak üzere KIZILBAŞ sözünün doğumuyla ilgili birçok rivayet bulunmaktadır. Osmanlı BAŞLARDA Türk-Türkmen kitleyi KIZILBAŞ olarak belirliyor. Bu kelime Safevilerin etkisinin görülmeye başlanmasından sonra ise Erdebile bağlı olanları ifade için kullanılmaya başlanıyor. Yani nihai aşamada Kızılbaş kelimesi Erdebile yönelmiş olan Türk-Türkmen kitleleri anlatıyor, Erdebil bağı yada ilişkisi olan kürtlerde bu gruba dahil ediliyor, yani belirleyici unsur ERDEBİL İLİŞKİSİ oluyor, kabul ediliyor. Osmanlının gözönünde kızılbaşlık olayı ERDEBİL ile ilgili bir olay olarak Anadolu tarihindeki yerini alıyor...

Şah İsmail’in atalarından olan Şeyh Cüneyd ve Şeyh Haydar ordularını diğer ordulardan ayırmak içir KIRMIZI RENGİN kutsallığından da yola çıkarak kızıl başlıklar yada külahlar giydirmişlerdir.

Erdebil taraftarıda kendilerini ayırd etmek için yapılan bu eyleme sahip çıkmışlar ve üstelik KIZILBAŞ sözünü de kullanmışlardır. Dolayısıyla Erdebil Şeyhlerinin Anadoluya girip çıkmaları Anadolu içlerinde savaşmaları sonucunda Anadolunun yerli halkları ve Anadolu beylikleride onları KIZILBAŞ namı ile tanımışlardır. Anadolu da Erdebil sempatizanı olan halkta bu olayı benimsemiş ve aynı deyimi kendilerini ifade etmek için sık sık kullanmışlardır. Hatta bu olay Pir Sultan’ın bir dörtlüğünde oldukça açık olarak anlatılmaktadır:

GİDİ YEZİD BİZE KIZILBAŞ DEMİŞ,

BAHÇEDE AÇAN GÜLDE KIRMIZI,

İNCİNME EY GÖNÜL NE DERLERSE DESİNLER

KUR’AN-I DERCEDEN DİL DE KIRMIZI,

Temel olarak Alevilik’le aynı anlama gelen ve hiçbir farkı bulunmayan kızılbaş kelimesi Osmanlının gözünde ONİKİ İMAM yolunda çalışanları ifade eden, yada onlar için kullanılan kelime olarak siyasi bir içerik kazanmıştır. Bundan sonra da Alevileri kötülemek için sık sık kullanılır hale gelmiştir.

Bu durumu meşrulaştırmak isteyen ve dinini dünyasına satan din adamlarıda “KIZLBAŞIN KATLİ VACİPTİR.” Diyerek siyasi otoritenin isteğine uymuşlardır.

SONUÇ OLARAK;

OSMANLI, KIZILBAŞ KELİMESİYLE ONİKİ İMAM YOLUNU YAYMAYA ÇALIŞANLARI İFADE ETMİŞTİR. SAFEVİ İLE OLAN İLİŞKİYİ KIZILBAŞ KELİMESİYLE İFADE ETMİŞTİR.

ÖZ İTİBARİYLE VE PRATİK OLARAKTA ALEVİLİK VE KIZILBAŞLIK AYNI ANLAMA GELMEKTEDİR. KIZILBAŞLIĞI, ONİKİ İMAM KAYNAKLARININ BULUNDUĞU YÖN’Ü GÖSTEREN İFADE OLARAK DA ANLAMAK GEREKİYOR. HER ALEVİ KIZILBAŞTIR, HER KIZILBAŞTA ALEVİDİR.
Musa Özateş
Mesajlar: 1205
Kayıt: 17 Mar 2007, 01:17

Zİyaretçi Defterinden

Mesaj gönderen Musa Özateş »

Kizilbas kelimesinin Alevilik veya siilikle uzaktan yakindan ilgisi yoktur. Kizilbas bir halk kitlesine verilen isimdir. Bugün Afganistan, Türkmenistan, Pakistan ve Iran sinirlarinin kesistikleri bölgede yasamaktadirlar. (Yerel diller tarafindada kendilerini kizilbas diye ifade ederler. Yani bir Afgan pestunu kendini pestun tanittigi gibi; bir kizilbas´da Afganca kendini Kizilbas tanitir. Anadoluda yörük kendini Yörük tanittigi gibi)
Anadoluya göclerin genelde bu bölgeden olmasiyla da Kizilbas halki´nin bir kismida anadoluya gelmislerdir. Bugün doguanadolu bölgesinde, daha dogrusu DERSIM merkezli alevi (ZAZA) halki Horasan´dan göcen kizilbaslardir.
Sah Ismail ve Yavuz arasindaki savas; Osmanli batida ki sia sempatizanlarini karsisina almamak icin; bu SAVAS SIILERE_ALEVILERE KARSIDIR DEMEMISTIR. Savasimiz kizilbaslara karsidir diyerek irk savasina dönüstürmüstür.
Dikkat edilirse Osmanli saray ulamasi tarafinda aleviler (Yani Alevi-SIA kelimesi kullanilarak) fetva vermemislerdir. Verilen fetvalar genelde Kizilbaslara karsidir. Tabiiki Kizilbaslar ogünde SIA_ALEVI´ydi bugünde SIA-Alevidirle. Fakat bu sinsi siyasetler herzaman sergileniyor.
selamun aleyküm cümlenize..

Kızılbaş kelimesi ile ilgili bir yorum yapılmış.Bende katkı olması niyetiyle bir kaç hususu daha ekleyeyim.
1-Alevi inancında Kızılbaş kelimesi ilk olarak Uhud savaşında dişi kırılan Efendimizin (saa) akan kanını sarığına sürdüğü için sarığı kan rengine bürünen Ebu Dücaneye ithaf edilir.

2-Sıffin savaşında İmam Ali benzer giyim ve kuşama sahip olan Muaviyenin ordusu ile kendi ordusundaki askerlerin birbirinden ayrılması için alemet olarak kırmızı başlık takmalarını emrettiği rivayet edilir.Zaten bu terim her ne kadar sünnilerce bir hakaret unsuru olarak kullanılsada Hz.Ali taraftarlarına verildiği herkesçe bilinmektedir.Zaten Alevi kelimesi umumiyetle bütün çevreler için 17. yüzyılda kullanılmaya başlandı.
.

Evet,
aynı fikirdeyim kızılbaş kelimesi tüm anlatılarda etnik bir durumu yada coğrafyayı değil bir duruşu ifade edecek şekilde kullanılmıştır.



Sevgili arkadaşım;
1-Kızılbaş kelimesinin geçtiği tüm anlatılar kelimeyi HZ.Ali taraftarı olmak,karşı saflarda bu nedenle bulunmak,sünni olmamak ,sünnileşmemek biçiminde anlatmaktadır.Dİlbilim konusunda algılama önemlidir,Halkın kavramı ne şekilde algıladığı kavrama her zaman yön veren en etkili unsurdur.Nitekim:
Bu anlatı içinde yer alan kitle tarih sahnesine zamanla Alevi olarak çıkmıştır,Alevi kelimesinin kullanılmasından önce kullanılan kelime kızılbaştır,hatta günümüzde kızılbaştan çok alevi kelimesi kullanılmaktadır ve zamanla nasıl rafizi kelimesi dil sürecinde artık kullanılmaz hale gelmişse kızılbaş kelimeside Alevi kavramı içinde eriyecektir.Bu nedenle kızılbaşı etnik bir köken olarak değil bir çizgi olarak görmelisiniz.
Etnik köken olsaydı kızılbaş kelimesini Hz.Aliden öncede kullanılması gerekirdi oysa Hz.Aliden önce böyle bir kelimeyi tarih yazmıyor,yani böyle bir topluluk yada kavim yok,bu nedenle kızılbaş kelimesini Hz.Ali dostluğundan ayıramayız.
2-Osmanlı katliam fetvalarında alevi kelimesini kullanmadı çünkü bu kelime osmanlı anlayışında Peygamberin soyundan olanlar için kullanılıyordu bu nedenle alevi kelimesi yerine rafizi,kızılbaş,mülhid,sapkın gibi kavramları kullanmayı tercih ettiler ama ittihat terakkiden sonraki dönemde alevi kelimesi soy dışında yol olarakta yerini bulunca tüm cumhuriyet döneminde kızılbaş kelimesi neyi ifade ediyorsa onu ifade edecek biçime girdi.
3-Günümüzde uyanık olmamız gerektiği konusunda ise yerden göğe kadar haklısınız,karanlık güçler bu noktada herşeyi yaptılar yapacaklarda,
-Katil ve zalim diktatör saddamın ölüm haberini bile şiiler sevindi sünniler üzüldü diye mezhebi eksenden bakmamız gerektiği şeklinde tüm dünyaya sundular
-abd uşağı suud rejimi uleması şia katliamına cevaz veren dille tüm dünya sünnilerini kışkırtmaya çalıştılar,emperyalizme direnen müslümanları boğmak için şii ekseni diye kavramı hafızalara yerleştirmeye çalıştılar buda kesmedi bu sefer safevi canlanıyor diye islami cumhuriyet rejimini saltanatçılarla bir tuttular ,hafızaları böyle yıkamaya çalıştılar
-Hatta kendileri sünni müslümanlardan nefret eden suudi vahhabileri bile sanki sünnilerin emir komuta merciymiş gibi takdim etmeye çalıştılar çalışıyorlar,bu surette şialara saldırtmak istediler.istiyorlar
-dahada ilginci abd ile dünyanın her yerinde apaçık çarpışan tek güç olan alevileri ırakta abd işbirlikçisi olarak tanıtmaya bile çalışıyorlar,böylece kitlelerin sempatisini antipatiye dönüştürmek savaşta yalnızlaştırmak istiyorlar
Vesselam; iblisin uşağı yezidin binbir hile ve oyununa karşı tüm müslümanlar olarak uyanık olabilmeliyiz.
aglayanmunzur1984
Mesajlar: 93
Kayıt: 14 Ağu 2008, 20:13

Mesaj gönderen aglayanmunzur1984 »

Hz Ali (a.s) ve taraflarının kırmızı baslık giymelerinden kaynaklanan olayın tarihsel arka planı hakkında bu görüsler ileri sürülmektedir;

1. Hz Ali (k.v)’nin Muaviye ile yapılan Sıffın savasında (657) askerlerine, Muaviye’nin askerlerinden ayirt edeilmesi icin kırmızı baslık giydirmesi.

2. Uhud savasında (625) Hz Muhammed (s.a.a)’in sahabelerinden Ebu Deccane’nin Hz Peygamberimizi korumak icin düsmanın kılıca karsi vücudunu siper etmesi ve basındaki kızıl kana boyanması.

3. Hz Ali (k.v) Hayber muharebesinde (650) “ölmek var dönmek yok” anlamında basına kırmızı sayık giymesi.

4. Kufe’de Ibn-i Mülcem’in saldırısına ugrayan Hz Ali (k.v) basından yaralanmasi (661) ve basındaki sargının, akan kanlarla kızıl taca benzemesi; bu acı olaydan sonra Hz Ali (e.m) anmak icin Ali yarenlerinin kızıl baslık giyerek kendilerine “Kızılbas” demeleri.

5. Sah Haydar ve oglu Sah Ismail (Hatayi)’in 12 Imama duyulan baglılıgı ve sevgiyi ifade eden 12 dilimli kırmızı börk giymeleri ve askerlerine de kırmızı baslık giydirmelerinden kaynaklandıgı söylenir.
Yesevi
Mesajlar: 56
Kayıt: 20 Nis 2009, 01:16

Re: Kızılbaş Kavramı

Mesaj gönderen Yesevi »

Günümüzde "KIZILBAŞ" kavramı İran,Irak ve Afganistanda Şii ve Şii eğilimli Türk toplulukları için kullanılmaktadır.Hatta bazen küçümse amacıyla Sünni Türklere ve topluluklarına`da "Kızılbaş" dendiği oluyor.Kızılbaş kavramının Arapçası ve Farsçası acaba varmı? Varsa acaba o`da aynı anlamda ve amaçta kulanılıyormu?
En son Yesevi tarafından 21 Nis 2009, 11:47 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
Yesevi
Mesajlar: 56
Kayıt: 20 Nis 2009, 01:16

Re: Kızılbaş Kavramı

Mesaj gönderen Yesevi »

Konuya bir zenginlik katmak için İran`da yaşayan bir Kızılbaş topluluğuna ait bir şiiri yorumsuz olarak aşağıya yazıyorum:

YETER ZÜLÜM!YETER ZÜLÜM!

Men bir Şahsevenim!
Birce Tek bir Şah sevmişem:
Şah İsmail:
Şahlar Şahı
Dağlar Şahı
Kızıl,Kızılbaşlar Şahı
Men bir Kızılbaş insanı
Tanrı Dağım
Türkdür Sazım
Sözdür Sözüm
Tanrım Sözüm
Sözüm Türküm
Türkdür Tanrım...

Men bir Kızılbaş insanı
Mertlik bilmez acem tülküden usandım
Türk igitler(yiğitler) Kızıl başını kaldırsın
Haray salsın
Fars kökünü dibden kazsın!
Mertsizliği boğsun atsın!
Yeter zülüm!Yeter zülüm!

-ŞAHSEVENOĞLU-

Kaynak:www.savasahsevenler.blogspot.com
Ali
Mesajlar: 636
Kayıt: 24 Ara 2006, 08:34

Re: Kızılbaş Kavramı

Mesaj gönderen Ali »

Yesevi yazdı:Konuya bir zenginlik katmak için İran`da yaşayan bir Kızılbaş topluluğuna ait bir şiiri yorumsuz olarak aşağıya yazıyorum:

YETER ZÜLÜM!YETER ZÜLÜM!

Men bir Şahsevenim!
Birce Tek bir Şah sevmişem:
Şah İsmail:
Şahlar Şahı
Dağlar Şahı
Kızıl,Kızılbaşlar Şahı
Men bir Kızılbaş insanı
Tanrı Dağım
Türkdür Sazım
Sözdür Sözüm
Tanrım Sözüm
Sözüm Türküm
Türkdür Tanrım...

Men bir Kızılbaş insanı
Mertlik bilmez acem tülküden usandım
Türk igitler(yiğitler) Kızıl başını kaldırsın
Haray salsın
Fars kökünü dibden kazsın!
Mertsizliği boğsun atsın!
Yeter zülüm!Yeter zülüm!

-ŞAHSEVENOĞLU-

Kaynak:www.savasahsevenler.blogspot.com
Şiir hangi yılda kim tarafından yazılmış?alıntının temel kaynağı hangi kitap yazarı kim?
Yıl önemli çünkü kızılbaş kavramıda günümüzde değişim geçiriyor
Yesevi
Mesajlar: 56
Kayıt: 20 Nis 2009, 01:16

Re: Kızılbaş Kavramı

Mesaj gönderen Yesevi »

Ali yazdı: Şiir hangi yılda kim tarafından yazılmış?alıntının temel kaynağı hangi kitap yazarı kim?
Yıl önemli çünkü kızılbaş kavramıda günümüzde değişim geçiriyor
Şiirin hangi yılda yazıldığını bilmiyorum.Ama yakın zamanmlarda yazıldığını tahmin ediyorum.Ama ne kadar yakın benim bildiğim en az dört yıldır.Türkiyedeki bazı Alevi-Bektaşi sitelerinde görülüyor.Daha önce bir kitaba girdimi bilmiyorum.Benim için kaynak www.savasahsevenler.blogspot.com sitesidir.Şiirler,hikayeler hatta romanlar genelde önce dergilerde yayınlanır sonra kitap olurlar.Günümüzde internet dergilerin yaptığı işi hatta bazı açılardan daha iyi yapıyor.Zaten sadece internette yayın yapan dergilerde var.Ama tabi ki derginin yeri ve tadı ayrı.Şair konusuna gelince şiirin altında Şahsevenoğlu imzası var.Bilindiği gibi şairlerin mahlas kullanmaları bir gelenektir.Ama asıl önemlisi Sava Şahsevenlerinin yüzyıllardır kendilerini Kızılbaş olarak bilmeleri ve görmeleridir.O sitede Sava Şahsevenlarine ait anonim hatta bazılarının içinde dini unsurlarda olan bayatilerde var.
Ali
Mesajlar: 636
Kayıt: 24 Ara 2006, 08:34

Re: Kızılbaş Kavramı

Mesaj gönderen Ali »

Yesevi yazdı:
Ali yazdı: Şiir hangi yılda kim tarafından yazılmış?alıntının temel kaynağı hangi kitap yazarı kim?
Yıl önemli çünkü kızılbaş kavramıda günümüzde değişim geçiriyor
Şiirin hangi yılda yazıldığını bilmiyorum.Ama yakın zamanmlarda yazıldığını tahmin ediyorum.Ama ne kadar yakın benim bildiğim en az dört yıldır.Türkiyedeki bazı Alevi-Bektaşi sitelerinde görülüyor.Daha önce bir kitaba girdimi bilmiyorum.Benim için kaynak http://www.savasahsevenler.blogspot.com sitesidir.Şiirler,hikayeler hatta romanlar genelde önce dergilerde yayınlanır sonra kitap olurlar.Günümüzde internet dergilerin yaptığı işi hatta bazı açılardan daha iyi yapıyor.Zaten sadece internette yayın yapan dergilerde var.Ama tabi ki derginin yeri ve tadı ayrı.Şair konusuna gelince şiirin altında Şahsevenoğlu imzası var.Bilindiği gibi şairlerin mahlas kullanmaları bir gelenektir.Ama asıl önemlisi Sava Şahsevenlerinin yüzyıllardır kendilerini Kızılbaş olarak bilmeleri ve görmeleridir.O sitede Sava Şahsevenlarine ait anonim hatta bazılarının içinde dini unsurlarda olan bayatilerde var.
Kızılbaş kelimesine Türk takısı eki vurgusu osmanlının son dönemlerinde ittihatçılarla başlamıştı yaNİ BİR NEVİ jön türk devamı yada fransız ihtilalinden sonraki milliyetçi dalga diyelim bu nedenle sormuştum cumhuriyette bu dahada gelişti
şimdilerdede işleniyor belki yüzyıllar sonra kızılbaş denince sadece ve sadece türk vurgusu anlaşılacak yani seyri böyle gidiyor gibi
Kullanıcı avatarı
MERDAN
Mesajlar: 956
Kayıt: 01 May 2007, 22:14

Re: Kızılbaş Kavramı

Mesaj gönderen MERDAN »

Yesevi yazdı:Konuya bir zenginlik katmak için İran`da yaşayan bir Kızılbaş topluluğuna ait bir şiiri yorumsuz olarak aşağıya yazıyorum:

YETER ZÜLÜM!YETER ZÜLÜM!

Men bir Şahsevenim!
Birce Tek bir Şah sevmişem:
Şah İsmail:
Şahlar Şahı
Dağlar Şahı
Kızıl,Kızılbaşlar Şahı
Men bir Kızılbaş insanı
Tanrı Dağım
Türkdür Sazım
Sözdür Sözüm
Tanrım Sözüm
Sözüm Türküm
Türkdür Tanrım...

Men bir Kızılbaş insanı
Mertlik bilmez acem tülküden usandım
Türk igitler(yiğitler) Kızıl başını kaldırsın
Haray salsın
Fars kökünü dibden kazsın!
Mertsizliği boğsun atsın!
Yeter zülüm!Yeter zülüm!

-ŞAHSEVENOĞLU-


İğrenç bir şiir!!
Tanrının bile –haşa- türk olduğunu söyleyecek kadar, ruhuna,kalbine, damarlarına, kanına işlemiş sapıklığın!!, tipik ırkçı bakış açısının ulaştığı zirve noktası!!
Yazıklar olsun şu ırkçılık mikrobunu Muhammed Ümmetinin içine salanlara!! Büyüyüp gelişmesine yayılmasına yardımcı olanlara!! Alet olanlara!!
Şeytanın süsleyip püsleyip altın kaselerle sunduğu ırkçılık zehirine, ırk taasubu iğvalarına, aldatmalarına kapılarak bu aziz ümmeti bölük pörçük edip birbirine düşüren, birbirine düşman gibi gösteren her türden satılmış hainlere!! Şeytanın gönüllü askerlerine! Uşaklarına!
Dini, imanı, takva üstünlüğünü arkaya atıp, ırk üstünlüğünü öne çıkaranlara!!
Lanet olsun şahlara da!! şahsevenlere de!! Yazıklar olsun zalim krallara da!! padişahlara da!! sultanlara da!! onları sevenlere de!! şakşaklıyanlara da!!
Arap ırkçılarına da!! fars ırkçılarına da, türk, kürt, beyaz, zenci...bilumum ırkçılarına da!!!
Allahım bana adaletinle değil, merhametinle davran. İMAM ALİ (A.S)
Dede-baba
Mesajlar: 469
Kayıt: 19 Haz 2009, 10:00

Yetiş Ya Ali!!!! Kelamı nerden Kaldı?.. ve Kızılbaşlık Nedir

Mesaj gönderen Dede-baba »

Degerli Canlar...

Sizde mutlaka duymuşsunuzdur... bizler hakkındaki şu iftiraları...


"... Aleviler kafirdir..., Bunlar topu kızılbaştır.. Bunlar öyle insanlardır ki kırmızılar giyinirler... kadınlarını kızlarını ortak kullanıllırlar.. namus ardan bihaberdirler... gecenin geç vakitlerinde.. saz çalarlar.. cümbüş eylerler.. içki içip.. mum söndürüp.. kadınlı erkekli zina ederler... Bu kimselerin görüldükleri yerde öldürülmeleri... mallarının talan edilmesi helaldir... ve dahi bunlardan 7 taneyi öldürmek cennet ehlinden olmak için kafidir..."

Bu iftiralar daha sonra öyle bir hal aldıki halen top kapı sarayında kızlbaş ve alevilerin öldürülmeleri ile ilgili fermanlar vardır.. ve Abdülhamite "Kızıl sultan"" lakabı bu nedenle verildi.. ve dahi yavuz sultan selime " YAVUZ = KAN İÇİÇİ ZALİM" LAKABI BU yüzden verildi...

Degerli canlar Kızılbaşlık nerden bize miras kaldı dinleyin şimdi...

"... Uhut savaşıydı... nice peygamber dostu .. peygamberi düşman ortasında bıraktılar... peygamber bir kuyuya düştü.. ve dahi iki dişi şehid oldu.. başı yarıldı.. peygamber Allah'tan yardım diledi... Cibril-i Emin yetişti.. Ya Resulullah Ali'yi çağır diye söyledi..

Peygamber;

--- Ali çok uzaklarda dedi

Cibril-i Emin, sen çağır dedi


Peygamber;

--Yetiş Ya Ali, dedi...

Çok uzaklarda olan Hz. Ali,, peygamberin yanına geldi.. beyaz gömleğini yırttı.. başına sardı.. Peygamberin başındaki beyaz gömlek kırmızıya boyandı...ve Hz. Ali düşman çemberini yardı, peygamberi kurtardı.. Bu esnada Hz. Ali'nin kılıcı ikiye bölündü.. Peygamber kendi kılıcı olan Zülfikar'ı Hz. Ali'nin eline verdi...


Aradan çok zaman geçti... ceddi Peygamberin düşmanı olan Muaviye.. asker topladı.. Hz. Ali'nin karşısına geçti.. İki ordu birbirine karışmasın diye... Muaviye askerleri başlarına siyah örtüler geçirdiler.. Hz. Ali'nin taraftarları ise Kırmızılar geçirdiler.. Bu olaydan sonradır kiii Peygamber ve dahi Hz. Ali' taraftarları.. saflar ayrıldığında başlarına Kırmızılar giyerler...

Allah Eyvallah...
Cevapla

“Aleviliğin Tanımı, Tarifi” sayfasına dön