İbretli Öyküler

Cevapla
Mekzun
Üye
Üye
Mesajlar: 251
Kayıt: 09 Ağu 2010, 15:35

İbretli Öyküler

Mesaj gönderen Mekzun » 03 May 2011, 22:50

ASLANIN LOKMASI OLAN BÜYÜCÜ

Harun Reşid bir büyücüden bir mecliste öyle bir iş yapmasını istedi ki, Musa bin Cafer (İmam Musa El Kazım -a.s-) ona karşı koymaktan aciz kalsın ve halk arasında mahcup olsun. Büyücü, sofra açıldığında öyle bir düzen kurdu ki, İmam Musa bin Cafer (a.s) elini uzatıp bir ekmek almak istediğinde ekmek Hazretin önünden fırlayıp uçuyordu.

Harun çirkin arzusuna ulaştığını görünce sevincinden kahkahayla gülüyordu. İmam (a.s) hemen başını kaldırıp perdenin üzerindeki aslana bakarak şöyle buyurdu:

“Ey aslan! Allah’ın bu düşmanını tut.”

Perde üzerindeki aslan, hemen bir büyük aslan şekline girerek atlayıp büyücüyü parça-parça edip yuttu. Harun ve hizmetçileri böyle bir durumu görür görmez korkudan bayılıp düştüler. Ayıldıklarında Harun İmam (a.s)’a şöyle dedi:

Senin üzerindeki hakkım için bu aslandan o adamı geri çevirmesini iste. İmam (a.s) cevaben şöyle buyurdu:

“Eğer Hz. Musa’nın asası, büyücülerin oyunlarından yuttuğu şeyleri geri çevirirse, bu aslan resmi de o adamı geri çevirecektir.”

-------------------------------------
KAYNAK: Bihar'ul Envar C.48, S.41
"İlmin cevherini ehlinden men etmeyin, ilmin cevherinin ehline zulmetmiş olursunuz. İlmin cevherini ehlinden olmayanlara vermeyiniz, aksi takdirde ilmin cevherine zulmetmiş olursunuz."

İmam Hz. Cafer-i Sadık (a.s)

Mekzun
Üye
Üye
Mesajlar: 251
Kayıt: 09 Ağu 2010, 15:35

Re: İbretli Öyküler

Mesaj gönderen Mekzun » 04 May 2011, 10:56

İMAM ALİ ZEYN’UL ABİDİN (A.S) VE İBADETİN ÖNEMİ

Hz. Ali (a.s)’ın kızı Fatıma, bir gün İmam Zeyn’ul- Abidin (a.s)’ın, çok ibadet etmesinden dolayı güçsüz ve zayıf bir duruma düşmüş mübarek bedenini görünce, hemen Cabir’in yanına gelerek şöyle dedi:

“Cabir! Ey Resulullah’ın sahabesi! Bizim sizin üzerinizde bir takım haklarımız vardır; onlardan biri şudur ki; eğer bizlerden birisinin çok ibadet etmekle kendisini tehlikeye düşürdüğünü gördüğünüzde canını koruması için onu uyarmanızdır. Şimdi kardeşimin yadigarı olan Ali bin Hüseyin (a.s), çok ibadet etmekle kendisini zayıf bir duruma düşürmüş, onun alın ve dizleri nasır bağlamıştır.”

Cabir bu söz üzerine, dördüncü İmam (a.s)’ın evine doğru hareket etti. Kapının önünde, Beni Haşim’den olan diğer çocuklarla oynayan bir çocuk gördü. Cabir bu çocuğun yürümesine dikkatlice baktı, kendine; “Bu yürüyüş Hz. Peygamber’in yürüyüşünün aynısıdır” dedi. Daha sonra çocuğa; “Evladım ismin nedir?” diye sordu.

O çocuk: “Ben Ali bin Hüseyin’in oğlu Muhammed’im” dedi.

Cabir bu sözü ondan duyunca şiddetle ağlayarak şöyle dedi: “Babam sana feda olsun! Yakına gel.”

İmam Muhammed Bakır (a.s), Cabir’in yanına geldi: Cabir İmam Muhammed Bakır (a.s)’ın gömleğinin düğmelerini açarak elini Hazretin göğsüne bıraktı ve öperek şöyle dedi:

“Ben Hz. Peygamber (s.a.a)’in selamını sana iletiyorum, Resulullah bana seni görünce böyle davranmamı emretmişti.”

Daha sonra; “Değerli babandan, benim için izin al” dedi.

İmam Bakır (a.s) da, babasının yanına giderek yaşlı adamın hareketleriyle söylediği sözünü babasına nakletti:

İmam Zeyn’ul- Abidin (a.s) şöyle buyurdular:
“Oğlum! O Cabir’dir; söyle içeri gelsin.”

Cabir içeri girdiğinde İmam (a.s)’ı mihrapta, çok ibadet etmesi neticesinde bedeninin ezik ve güçsüz bir duruma düştüğünü gördü. İmam (a.s) Cabir’e saygı için ayağa kalktı, onun hal ve hatırını sorarak kendi yanına oturttu.

Cabir şöyle arzetti: “Ey Peygamber’in oğlu! Allah Teala cenneti siz ve dostlarınız, cehennemi ise düşmanlarınız için yaratmış olduğunu bildiğiniz halde, ibadet etmede bunca çaba ve zahmetin sebebi nedir?"

İmam (a.s) şöyle buyurdular:

“Allah Teala Kur’ân’da Hz. Peygamber’e hitaben, “Senin günahlarının hepsini affetmişiz” buyurmasına rağmen yine de ceddim Resulullah’ın -anam babam ona feda olsun- ayakları şişecek bir şekilde ibadet ettiğini görmedin mi? Hz. Peygamber’e; “Siz bu makama sahip olmanıza rağmen yine böylesine ibadet mi ediyorsunuz? dediklerinde Hazret şöyle buyurdular: “Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı?”

Cabir, sözlerinin İmam (a.s)’a tesir etmeyeceğini ve O Hazreti bu meşakkatli tavırdan alı koymayacağını anlayınca şöyle arzetti:
“Ey peygamber’in oğlu! O halde en azından canını koru. Çünkü siz öyle bir ailedensiniz ki, bela ve sıkıntılar o aile vasıtasıyla def olur, rahmet yağmuru onların vücudu bereketiyle nazil olur.”

İmam (a.s) Cabir’in sözlerini dinledikten sonra şöyle buyurdular:
“Ey Cabir! Ben babalarıma kavuşana dek, onların tuttukları yol ve amellerden vazgeçmeyeceğim.”

Cabir İmam (a.s)’ın bu sözünü duyunca şöyle dedi:
“Allah’a and olsun ki, Hz. Peygamber’in evlatları arasında, Yusuf peygamberden başka Ali bin Hüseyin gibi bir kimseyi göremiyorum. Allah’a and olsun ki, yüce şahsiyetin evlatları, Hz. Yusuf’un evlatlarından daha iyiler, bunun evlatları arasında, yeryüzünün zulümle dolduğu bir sırada adaletle dolduracak olan bir kimse (Hz. Mehdi) vardır.”


---------------------------------------------------------------
KAYNAK: Bihar'ul Envar C.46, S.60
"İlmin cevherini ehlinden men etmeyin, ilmin cevherinin ehline zulmetmiş olursunuz. İlmin cevherini ehlinden olmayanlara vermeyiniz, aksi takdirde ilmin cevherine zulmetmiş olursunuz."

İmam Hz. Cafer-i Sadık (a.s)

Cevapla

“Diğer Yazılı Kaynaklar” sayfasına dön