Tevellâ ve Teberrâ

Allah'ı, Peygamberleri ve 12 İmamları sevmek ve onların dostlarına dost olmak.
Cevapla
Kullanıcı avatarı
AlevîGenç
Üye
Üye
Mesajlar: 80
Kayıt: 15 Oca 2007, 15:15
Konum: alevigenc@yolunakurban.com

Tevellâ ve Teberrâ

Mesaj gönderen AlevîGenç » 27 Eki 2007, 22:22

TEVELLÂ VE TEBERRÂ

Bütün din ve mezheplerde var olan, ancak adı konulmamış gerçeklerden biri de tevellâ ve teberrâ’dır.

Tevellâ; Kelime anlamı olarak; müsbet manada; dost olmak, velî edinmek, muhabbet duymak, sevmek, sevgiyi izhâr etmek, vb. anlamlara gelir.

Kur’ân’da bu kelime yukarıda belirttiğimiz anlamlarda kullanıldığı gibi; “Kim Allâh’ı O’nun elçisini ve müminleri velî edinirse (bilsin ki) gâlip gelecek olanlar, yalnız Allâh’ın taraftarlarıdır. (Hizbullâhtır.)” [Mâide (5): 56] vb. gibi. ayrıca menfi bir manada olmak üzere; yüz çevirmek, kabul etmemek, geri durmak, uzak kalmak gibi anlamlarda da kullanılmaktadır.

“Bunun ardından yüz çeviren var ya, işte onlar fâsık olanlardır.” [Âl-i İmrân (3): 82] vb. gibi.[1]

Ehl-i Beyt yolunun diğer yollardan ayrılan en bâriz özelliklerinden birisi hiç şüphesiz ki Kur’ân ile içli-dışlı olması, kabullerini ve redlerini Kur’ân ölçüsü içerisinde yapması ve bu konuda da hiç kimsenin kınamasından çekinmemesidir.

Teberrâ; Kelime anlamı olarak; uzak durmak, reddetmek, berî olmak, kabullenmemek, kalbî ilişkiyi kesmek, vs. gibi manalara gelir.

Bu kelime de Kur’ân’da bir çok âyette geçmekte ve müminlere bazı ölçüler vermektedir.

“... Fakat onun (İbrâhîm (a.s)’in babalığının) Allâh düşmanı olduğu belli olunca (İbrâhîm (a.s)) ondan uzak durdu (teberrâ etti)...” [Tevbe (9): 114] vb. gibi.[2]

Kur’ân’da açık ve seçik olarak yer alan bu gerçeğe her halde aklı başındaki hiç bir Müslüman itiraz etmez. Bazı mezhebî kaygılar ve bağnazlıklarla bir hakîkatin reddedilmesi ne insanlığa sığar ve ne de İslâmlığa sığar.

Ebû Hanîfe (r.h)’ye talebelerinden birisi velâyet (tevellâ) ve berâetin (teberrâ) açıklamasını sorduklarında buyurdular ki; “Velâyet; iyi amelden dolayı hoşnutluk, berâet de; kötü amelden dolayı hoşnutsuzluk demektir. Her ikisi de bazen bir insanda birleşebilir, bazen de birleşmezler. İyi ve kötü işler işleyen bir mümine yaptığı iyi işlerde muvâfakat eder ve onu seversin, işlediği kötü şeylerden dolayı da ona muhâlefet eder, ayrılır ve sevmezsin. Bu, sorduğun Velâyet ve berâetin bir kimsede birleşmesinin misâlidir. Kâfir olan, kendisinde iyi bir durum bulunmayan kimseye de buğzeder ve bütün kötülüklerinde kendisinden ayrılırsın. Dâima sevdiğin ve hiç bir davranışından hoşnutsuzluk duymadığın kimse ise bütün iyi şeyleri işleyen ve kötü şeylerden sakınan mümin kimsedir. Sen onun her husûsiyetini sever, hiç bir şeyinden hoşnutsuzluk duymazsın.”[3]

Velâyet ve berâet İslâm’ın ulvî hakîkatlerindendir.

İşin dînî ve mektebî boyutunu bir kenara bırakalım:

Yeryüzünde bir fert gösterilebilir mi ki, kalben bir kişiye aynı anda hem dost olsun ve hem de düşman olsun?

Yine bir kimse gösterilebilir mi ki, hakka da, bâtıla da muhabbet beslesin? Ya da hakka gönül vermiş olup da bâtıldan nefret etmesin?

Eğer böyle bir kimsenin var olduğu müşâhede edilirse, bilinsin ki; o kimse ya bir delidir, ya hak-bâtıl ölçüm terâzisinin dingilinde bir ayarsızlık vardır, ya da günübirlik yaşamı kendine yol seçmiş menfaatperest bir kimsedir.

Ehl-i Beyt öğretilerindeki tevellâ ve teberrânın içeriği bazılarının sandığı gibi mezhebî değil, insanî ve İslâmîdir.

Sevgili Peygamberimiz (a.s) buyurdular; “...Îmânın en sağlam esası, Allâh için sevmek, Allâh için buğzetmek, Allâh’ın velilerine tevellâ, Allâh’ın düşmanlarından da teberrâdır.”[4]

İmâm Ali (a.s) buyurdular; “...Allâh için sevmek, Allâh için buğz etmek îmânın erkânındandır...”[5]

Muhammedî yolun kılavuzlarından İmâm Muhammed Bâkır (a.s) buyurdular; “Îmân; sevgi ve buğzdan ibarettir.”[6] (Hakka ve taraftarlarına sevgi, bâtıla ve taraftarlarına da buğz-nefret.)

Velâyetine bağlanmak, dost olmak, sevmek, bağlı kalmak gibi manalarda tevellâ;

İslâm’a tevellâ etmek.

Kur’ân’a tevellâ etmek.

Peygamber efendimize (a.s) tevellâ etmek.

Ehl-i Beyt-i Mustafâ’ya (a.s) tevellâ etmek.

Seçkin Sahâbîlere ® tevellâ etmek.

Adâlete tevellâ etmek.

Hak olan her şeye tevellâ etmek, şeklinde tecellî etmektedir ve etmelidir de.

Ve yine teberrâ da;

Küfürden, şirkten teberrâ.

Kur’ân karşıtı her şeyden teberrâ.

Peygamberlerin ve peygamberimizin (a.s) düşmanlarından teberrâ.

Resûlullâh’ın (a.s) Ehl-i Beyt’inin (a.s) düşmanlarından teberrâ.

Hakperest sahabîlerin ® düşmanlarından teberrâ.

Zulümden teberrâ.

Bâtıl ve bâtıl taraftarlarından teberrâ etmek şeklinde olmuş ve olmalıdır da.

Yoksa siz;

Kur’ân’ın ahkâmına tevellâ ederken, beşerî ahkamlardan teberrî etmiyor musunuz?

Allâh’a tevella ederken, şeytândan teberrî etmiyor musunuz?

Hâbil’e ® tevellâ ederken, Kâbil’den teberrî etmiyor musunuz?

İbrâhîm’e (a.s) tevellâ ederken, Nemrut’tan teberrî etmiyor musunuz?

Mûsa’ya (a.s) tevellâ ederken, Firavun’dan teberrî etmiyor musunuz?

Îsâ’ya (a.s) tevellâ ederken, düşmanlarından teberrî etmiyor musunuz?

Muhammed’e (a.s) tevellâ ederken, Ebû Leheb’ten teberrî etmiyor musunuz?

Ali’ye (a.s) tevellâ ederken, ona sebb edenlerden-lanet edenlerden teberrî etmiyor musunuz?

Hasan’a (a.s) tevellâ ederken, onu şehît edenlerden teberrî etmiyor musunuz?

İmâm Hüseyin’e (a.s) tevellâ ederken, kâtillerinden teberrî etmiyor musunuz?

Bütün Ehl-i Beyt’in seçkin sîmâlarına tevellâ ederken, onları zindanlarda, darağaçlarında işkenceye tâbî tutanlardan teberrî etmiyor musunuz?

Bugün de Hak yola baş koymuş âşıklara tevellâ ederken, onlara dünyada yaşamı zindana çeviren, yerli ve yabancı, bölgesel ve evrensel kan içici İslâm düşmanı güçlerden teberrî etmiyor musunuz?

İmâm Mehdî’ye (a.s) tevellâ ederken, Süfyân’dan, Deccâl’den ve Süfyânîlerden teberrâ-teberrî etmiyor musunuz?

Ehl-i Beyt’in parlak yolu biz bağlılarına işte bu tür bir tevellâ ve teberrâyı öğretmiş, Îmân ile küfrün ayrışmasını sağlamış, hak ile bâtılın tanınamaz bir şekilde birbiriyle kaynaşmasını önlemiştir.

Ey hak ve adâlet ehli kardeşim!

Esâsen bizler Kelime-i Tevhîd’i getirdiğimizde, oradaki “La” kılıcı ile; küfür-şirk, zulüm-cevr ve ilâhî olmayan her şeye “hayır” demekle, bir nevi teberrâ eylemini başlatmış, ve yine “illâ” ile de tevellânın temelini atmış bulunmaktayız.

Lâ ilâhe İlla Allâh.

Lâ ilâhe İllallâh
Muhammedî
Çocuklarla oynarken paylaşamazdık Ali rolünü Ali güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar kahraman

kuddusi
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 1
Kayıt: 20 Eki 2007, 23:21

Mesaj gönderen kuddusi » 18 Kas 2007, 22:41

güzel kardeşim çok güzel yazmışsınız ama keşke dipnot olarak belirttiğiniz kaynaklarıda yazsaydınız....

eklerseniz memnun olurum...

kahmel
Uzaklaştırıldı
Uzaklaştırıldı
Mesajlar: 38
Kayıt: 05 Eyl 2009, 21:36

Re: Tevellâ ve Teberrâ

Mesaj gönderen kahmel » 06 Eyl 2009, 09:44

sayın arkadaşlar tevellah temennah kelimesinin en iyi anlamı hz allahın cemali nurundan ders alıp ehlibytin aşığı olarak gelen hak aşığının orjinal sırdan geldiği gibi videolarından dinleyin
Videoları
http://www.dailymotion.com/relevance/search/karathy

Kullanıcı avatarı
ali muhsin
Seviye 10
Seviye 10
Mesajlar: 3121
Kayıt: 24 Nis 2007, 18:41

Re: Tevellâ ve Teberrâ

Mesaj gönderen ali muhsin » 06 Eyl 2009, 21:59

Videolarina bir kismina baktim kafi geldi ..sen gercekten Hastasin !!!
heleki Hz. Hava ,nin 72 cocugunun Maymun olarak dogudugunu idia etmen Mantiksizdir !! yani kisacasi sen gercekten Paranoyiksin !!!
Aleviler, Al-i Muhammedin Yetim ( UNUTULAN ) Evlatlarıdır
Allahume Salli Ala Muhammed ve Al-i Muhammed
------
Insana Secde etmek ,insanlik onurunu ayaklar altina almak demektir !
Insana Secde etmek ise insanlik icin bir Zillettir !

Kullanıcı avatarı
3nokta
Seviye 10
Seviye 10
Mesajlar: 3374
Kayıt: 26 Ara 2006, 22:16
Konum: Meşhedi313

Re: Tevellâ ve Teberrâ

Mesaj gönderen 3nokta » 07 Eyl 2009, 02:06

bu adam pervanenin peygamber ya da imam olduğunu iddia ediyor. Oysa peygamberden sonra imamlarınkim olduğunun delilleri temel iki kaynakta mevcuttur. Yani umursamamak lazım.
Ya arkadaş şahturna, aliekber, dedebaba gibi şahıslar hiç yoktan düşüncelerini bir delile dayandırmaya çalışıyordu bunda o da yok.
nokta koymuyoruz artık cümle sonlarına
noktayı koyacak olan sensin anlasana
. . .

Mekzun
Üye
Üye
Mesajlar: 251
Kayıt: 09 Ağu 2010, 15:35

Re: Tevellâ ve Teberrâ

Mesaj gönderen Mekzun » 06 Ağu 2011, 17:30

Alevi İslam inancında Allah’ın dostlarına dost olmak ve Allah’ın düşmanlarına düşman olmak, inancın esasında, temelinde yer alır. ”Tevella” Ehl-i Beyte bağlı olmaktır, “Teberra” ise bu bağlılığı ve sevgiyi inkar edenlerden uzak durmaktır. Bu esası belirleyen peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.a.v)’tir. Hz. Muhammed veda haccında onbinlerce müslümanın önünde, Hz. Ali (a.s)’yi kendisinden sonra ümmetin başına imam ve halife olarak beyan ettiğinde şu ifadeleri kullanmıştı:

“Ey Allah’ım! Ali’yi imam ve halife kabul edip dost olana Sen dost ol, onu inkar edip düşman olana da Sen düşman ol!”

Peygamber efendimizin veda haccındaki bu beyanına ümmetin çoğunluğu uymadı. Hz. Ali’nin makamı olan halifelik gasbedildi, işgal edildi. Bu gasbın neticesiyle ümmetin hali perişan oldu.

Son ümmet olan bu toplum bütün insanlara örnek olması gerekirken, bu ümmet savaşların ve zulmün simgesi haline getirildi. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed, vasiyet buyurduğu gibi Ehli Beytin 12 imamı kendisinden sonra halifelik makamına, devletin başına geçmiş olsaydılar, şimdi gördüğümüz İslam namına yapılan ve İslam diniyle ilgisi olmayan bir çok işleri göremezdik. Nitekim Ehli Beyt, Kuran-ı Kerimde tertemiz kılınmış mukaddes şahsiyetlerdir. Ehli Beyt her türlü manevi ve maddi kötülükten arınmıştır. Onların işi, tıpkı kendileri gibi her türlü pislikten arınmıştır.

Bu zamanımıza kadar İslam namına yapıldığı iddia edilen işlerin ve ibadetlerin çoğunluğu, insanların kendi yarattıkları, kurdukları sistemin neticesidir. Çarpık ve akıldan uzak olan bu sistemi, Allah’ın ve peygamberi Hz. Muhammed’in kurduklarını kabul etmek, Allah’ı ve peygamberini küçük düşürmeye çalışmaktan başka bir şey değildir. Şanı yüce olan Allah’ı ve en yüce ahlaka sahip olan peygamber efendimiz Hz. Muhammed’i bu gibi süfli sıfatlardan tenzih ederiz.

Bu gerçeklere ve esaslara dayanarak, İslam dininin bu kadar bozulmasına ve esas gayesinden uzaklaştırılmasına, son ümmet olarak bütün insanlığa aydınlık olması gereken bu toplumun karanlığa sürüklenmesine sebep olan insanları sevmeyiz ve onlardan uzak dururuz. Bunu dinin bir gereği olarak bilir ve bunu kabul etmeden yapılan ibadetlerin doğru olmadığını sayarız.

Tarihin akışını burada işlemediğimiz için, sadece özet olarak değinmekle yetiniyoruz. Gayemiz şimdiki insanları yermek veya üzmek değildir. Gayemiz, tarihte yer alan önemli nedenlerin, şimdiki hayatımızı nasıl etkilediğini anlamaya yardımcı olmaktır.
"İlmin cevherini ehlinden men etmeyin, ilmin cevherinin ehline zulmetmiş olursunuz. İlmin cevherini ehlinden olmayanlara vermeyiniz, aksi takdirde ilmin cevherine zulmetmiş olursunuz."

İmam Hz. Cafer-i Sadık (a.s)

Kullanıcı avatarı
ali muhsin
Seviye 10
Seviye 10
Mesajlar: 3121
Kayıt: 24 Nis 2007, 18:41

Re: Tevellâ ve Teberrâ

Mesaj gönderen ali muhsin » 12 Ağu 2011, 03:01

Tevelle ve Teberre konusunda bazi Ehli Sünneti mensuplarini elestiriyoruz ancak suda bir gercekki Bazi "Siayim" diyen kisilerde Tevella ve Teberra hükümlerine tam manasiyla uymadiklarinida görüyoruz ! yapmis oldugum incelemeler ve gözlemlerime dayanarak bazi sözde " Siayim" diyen kisilerin Yezidi görüsle sanki bir Pakt kurup "Vahdet " adina gerek Real yasantimizda ve gerekse Sanal Alemlerde Biz Alevilere karsi Gaddarca ve insafsizca saldirilarina Sahit oluyoruz. oda yetmiyor "Vahdet" adina Ezanlarda Bazilarina yaranmak icin "Aliyenveliyullah" keilmesinide Ezandan kaldirarak Vahdet yaptiklarini saniyorlar ! Hz.Fatima ( as) olaylarina pek fazla ve Detayli olarak bilgi vermekten kaciniyorlar.Gadri Hum olayinda ve Peygamberimizin (saa) son anlari ve yasadigi olaylar hakkinda ise ayni durumla karsilasiyoruz .Bazi Ramazan Takvimlerinde ise Imam Ali (as) min Sahadetine yer verilmeyip siradan bir gün gibi gösteriliyor ! Sözde " Vahdet " bozulacak diye Tarihi gerceklere set ceken bazi Sözde "Sia" Mensuplarinin Tevella ve Teberra Hükmlerine samimi bir sekilde baglanmadiklarinida böylelikle acikca görebiliyoruz ! Heleki Bazi Sözde Sialarin Biz Alevilere karsi atmis olduklari yalan ve iftiralar Yezidi görüscüleride aratmiyor, örnegin " Aleviler (Hasa) Aliye Allah der, Aleviler Camiye gitmdedikleri icin Namaz kilmadiklari icin Fasiklardir ,Alevi Domuz eti yer, Alevi sunu yapar bunu yapar..." Veya " Bir Arkadasimin Akadasindan Duymustum isitmistim.. Aleviler söyle böyle yapar... " veyahutt " Sia - Sünni kardestir " Sloganlari atarak Alevileride Disladiklarinida görürüz ! Ama Sunuda acikca yazarsak En Cahil Alevimiz bile Tevella ve Teberraya sadik bir sekilde baglidirlar ve bu konudada taviz dahi vermezler ! Dostlarini,vede Ehli Beyt Düsmanlarini cok iyi bilirler ! Ama uyanan bir Alevi bu gibi konulari Detayli bir sekilde acikladiginda gerek Bazi "Sia ve Ehli Sünnet " mensuplari o kisiyi hemen ve acil acele Fitnecilikle Tefrikcilikle el birligi ile suclayip yargilamasinida cok iyi bilirler ! ve bunun adida "Vahdet " olur ...Amacim GENELEME YAPMAK DEGIL Bazi Sözde " Siayim" diyen kisilerin "Yalanci Vahdete " kanarak Yezidi Görüsün esiri olduklarini aciklamaktir ! Almancasi olan Bazi Ziyaretcilerimizede bu konuda bazi Site adressleri verebilir ve Biz Alevilere karsi insafsizca ve gaddarca nasil yargiladiklarinida ispat edebilirim ..iste ben Sözde böyle " Sialari" tanimiyorum zira onlarada bizi tanimiyor ! Nerde Yezidi görüscüler varsa nerde Münafik güruhu varsa onlarla "Vahdet" Ama .. Biz Aleviler deyince insafsizca yargilamalari oluyor maalesef ! Avrupada onca Sia Camilerine gittigimde hic bir "Alim" Alevilerinde Ali Dostu,Ehli Beyt Dostu olduklarini aciklayan bir Vaazlede karsilasmadim ! buda Biz Alevilerin nasil yalniz birakildiklarini nasil horlandigimizi gösteriyor..onun icin Bu gibi Sorumsuz ve Yezidi görüse esir olanlara diyorum " Sizin Vahdet anlayisiniz buysa Biz O Yalanci ve Sahte Vahdeti Tanimiyoruz ! acikcasi Muaviye Vahdetinden uzagiz ! " Acikcada yaziyorum Gercek Sialar Tevella ve Teberra Hükümlerine sadakatle baglanan Tarih Boyunca Zulüm ve iskence görmüs katliamlar yasamis ama hic bir zaman Ehli Beyt Sevgisinden ayrilmayan Alevilerdir !!! Elbet birgün Alevi Toplumumuz uyanacaktir ve uyanis sürmektedir ve birgün bize Camur ve iftira atanlarda Rezil olup utancaklardir !!
Aleviler, Al-i Muhammedin Yetim ( UNUTULAN ) Evlatlarıdır
Allahume Salli Ala Muhammed ve Al-i Muhammed
------
Insana Secde etmek ,insanlik onurunu ayaklar altina almak demektir !
Insana Secde etmek ise insanlik icin bir Zillettir !

Cevapla

“Tevella ve Teberra” sayfasına dön